Zor günlerden geçiş

Sevgili nefes dostu,

Ülke olarak ayrımcılığın, kutupluluğun sınırlarını zorluyoruz son zamanlarda. Dilerim en kısa sürede güzel günlere kavuşuruz.

Hepimiz kendimize soruyoruz, ne yapabiliriz, bu böyle devam mı edecek, daha neler olacak?

Her an bir seçim anıdır. Sabah kalktığımız andan itibaren seçimlere başlarız ve bunları da bilinçaltımızın isteklerine göre yönlendiririz. Bilinçaltımızda ‘mavi bana yakışmıyor’ diye bir kalıp varsa örneğin, elimiz geçen yıl gelmiş olan mavi bluza bir türlü gitmez. Aslında belki de çok yakışacaktır bize, ama her seferinde bir bahane ile bırakırız onu yerinde. Bu seçimler bizler için kritik zamanlarda daha da önem kazanır, ama yine bilinçli halimizle iyiliği isterken bilinçaltımızdaki kalıplarla şekillendiririz hayatımızı.rp_fit.jpg

Hasan Sonsuz Çeliktaş’tan dün bir yazı geldi. Yazısında benim anlatmak istediğim şeyleri çok güzel formüle etmiş:

‘Gerçek dediğimiz nasıl oluşur biliyor musunuz? Düşünceler spermler gibi dolaşırlar çevremizde. Zihinlerimiz de rahim gibidir. Biz hangi spermi rahmimize alırsak, sonunda “gerçek” adını verdiğimiz çocuklarımız ortaya çıkarlar. Yani siz “her şey boktan, karanlık, lanet olsun” spermine yumurtanızı vermek isterseniz, bu sizin seçiminiz olur ve sonunda da nur topu gibi bir karanlığı kucağınıza alırsınız. Veya pozitif bir sperme yumurta verirsiniz de hayatınızdaki gerçekliğiniz bambaşka olur ve emin olun hiçbirimiz aynı gerçekliği yaşamıyoruz.’

Köklerimiz bu ülkede şekillendi. Hiçbirimiz tam olarak buralı değiliz. Hepimizin kökünde değişik ırklar, mezhepler var ve biz bütün bunların bilgisini hücre hafızamızda taşıyoruz. Şimdi bütün bunları evrimleşme zamanı. Artık evren bizi köşeye sıkıştırdı. Bu sıkışmaları seviyorum, çünkü çıkış yolunu gösteriyor, rahatlık ve konfor alanından çıkartıyor, büyütüyor. Evet, acı ile yapıyor bunu, hatta bu aralar büyük korkular da veriyor. Madem daha iyisini hak ediyoruz, şimdi bunu yaratma zamanı. Bizi şimdiye kadar bunları yaratan düşünce yapımızdan dönüştürme zamanı.

Neler var içimizde, bilinçaltımızda? Bunu bilmenin, öğrenmenin en kolay yolu, ağzımızdan çıkanı duymak, fark etmek. Dilimiz sürçtüğünde de, bir şaka yaptığımızda bilinçaltımız hep görev başında.

Örneğin,

Bu ülkedekiler adam olmaz. ——-> Kendini ayırma, kendini büyük görme, kibir (kendini savunan ego)

Bu ülkeden bir şey olmaz.———> Kendini ayırma, gücünü kabul etmeme, sorumluluk alma (küçük çocuklukta kalma)

Böyle gelmiş, böyle gider. ———-> Değişime, dönüşüme direnç, kendi gücüne inanmama, inançsızlık, sorumluluk almaktan kaçınma (çocukluktan çıkamama)

Bu ülkeden gitmek gerek artık. —–> pes etmek, vazgeçmek, korku

Benim aklıma gelmeyen, ama kendinizi dinlerken yakalayabileceğiniz pek çok şey bulabilirsiniz hem kendi özel hayatınızı ilgilendiren hem de toplumsal hayatı ilgilendiren durumlarla ilgili.

Peki artık bunu değiştirmek, dönüştürmek ister misiniz?

Sorular sorun. Kendinizi sakinleştirmenin, teslimiyetin, kendini Allah’a bırakabilmenin ve güvenmenin en kolay yollarından biri.

Ülkemde acı ve fırtınayı yok etmek için hangi bilinç ve alan olabilirim? Bu deliliğe kapılıp gitmekle ilgili hangi aptallığı kullanıyoruz?

Bundan daha iyi nasıl olur?

Ülkenin daha barış ve birlik içinde olması için neler mümkün?

Değiştirme gücü yerine değişimin katalizatörü olmaya hazır mıyım?

Meditasyon yapabilirsiniz. Bunun için dakikalarca ve saatlerce oturmanıza ve gözünüzü kapatmanıza gerek yok, sadece farkındalığınızı nefesinize getirerek kalmanız yeterli. Araba kullanırken, çay içerken bile meditasyon yapabilirsiniz. meditasyonx

Nefes yapabilirsiniz. Enerjiyi yükseltmenin en güzel yollarından biridir. seans

Kendinizi motive edecek bir çok yöntem bulabilirsiniz, yeter ki isteyin, gönülden isteyin. Size bütün olasılıklar sunulacaktır.

Tek işimiz var: O da olmak. Bir arkadaşımın dediği gibi, sokak lambası olmak, karanlıkta aydınlatan olmak. Biz ne kadar aydınlatan olursak, karanlıklar o kadar azalacaktır. Dualitede yaşadığımız için karanlık ışığın olmadığı yerde yayılır.

Ülkemizin aydınlığı, birliği için dönüşmemize hizmet edecek ve bunu kolaylıkla, rahatlıkla, huzurla başarmamızı sağlayacak sonsuz olasılıklar nelerdir?

Ve öyle de oldu.

Sevgilerimle

 

Adım Elif Banu Conker. 1969 yılında İstanbul’da doğdum, Sarıyer’de büyüdüm. Sankt Georg Avusturya Lisesi’nden sonra İ.Ü. İletişim Fakültesi’nden mezun oldum. Üniversitedeyken Milliyet Sanat dergisinde staj yaptım, ama meslek olarak tekstili seçtim. 1993 yılından beri tekstil sektöründeyim. 2005 yılında boşandığımda yıllardır içimde olan astroloji öğrenme isteğini icraata döktüm. Astroloji eğitimim sırasında tanıştığım arkadaşlarım sayesinde kişisel gelişime hızlı bir giriş yaptım. Değişik eğitimler, seanslar, çalışmalar, atölyeler derken tarot ve masaj eğitimleri ağır bastı. Reiki, Ra Sheeba,Holly Greal, Fullspectrum Healing, Gümüş Mor Alev gibi birçok enerjiye uyumlandım ve birçoğunu masaj sırasında kullanıyorum. Kişisel gelişim çalışmalarımın en son eğitimi transformalnefes oldu ve Transformal Nefes Eğitmeni oldum, artık ağırlıklı olarak nefes çalışmaları ve workshopları yapıyorum. Bir kızım var ve onunla birlikte büyüyorum. Kitap okumayı çok seviyorum, sinema ve tiyatrodan en çok hangisini sevdiğime bir türlü karar veremedim. Yürüyüş ve tai chi ile rahatlıyorum. Yazı yazmak en büyük hobim. Nisan 2013′te Ben Onu Tuz Kadar Sevdim isimli kitabım yayınlandı.