Zembil

Bu sabah Cumhuriyet Bayramı tatili dolayısıyla evde kahvaltı edebilecektim kızımla. Alışverişe çıktım, elimde bez torbam, yıllardır aynı torbayı kullanıyorum. Gerektiğinde yıkıyorum, bazen çanta değiştirirken kaybedip yeniden buluyorum, ama bu torba sayesinde bir sürü poşeti kullanmaktan kurtulduğum için çok mutluyum.

Uzun süredir girmediğim bir markete girdim bu sabah. Kasada oturan amca bir eliyle aldıklarımı geçirirken, diğer eliyle de alt bölümden poşet çıkarmaya çalışıyordu. Ben de ‘istemem, benim torbam var’ dedim ve torbamı gösterdim. Adam birden iç geçirdi ve ‘heeeeey gidi günler, 1965’ler’ dedi. ‘Bizim köyde bir Sabri amcamız vardı, zembil, içini sen bil derdi. Şimdi öyle mi, naylonlardan her şey görünüyor, alanı var, alamayanı var, insanın içi gider, içini sadece sen bil’ dedi.

Biz bugünlere de zembille gelmedik. Atatürk’ün önderliğinde, binlerce insanın kendini değil, ülkesini önceliğine koyarak gözünü kırpmadan ülkesini savunmasıyla geldik. İşte o yüzden Cumhuriyet bu kadar önemli, binlerce insanın emeğiyle bugünlere geldi, her yıl katlanarak büyüdü. Şimdilerde karanlık bir dönemden geçiyoruz maalesef. Belki de cumhuriyetin değerini anlamak için gerekliydi bu dönem, kuşaklar sonra nasıl sahip olduğumuzu unuttuğumuz değerlere sahip çıkmaya davet ediliyoruz şimdi.

Atatürk Cumhuriyet’i kurdu, gençlere teslim etti ve ‘onu yaşatacak olan sizlersiniz’ dedi. Bize düşen sorumluluğumuzu almak, elimizden gelenin en iyisini yapmak ve ışık olmaktır. Karanlık ışığın olmamasıdır, ışık her zaman karanlığı aydınlatmıştır. Hep birlikte ışık olarak, Cumhuriyet Bayramı’mız kutlu olsun. Haaaa, bir de tekrar zembil modası gelsin.

Zembil: Arapça kökenli bir kelime olan zembil kelimesi, hasırdan örülmüş tutacak yeri, sapı olan torbaya denir. İngilizce’deki karşılığı baskettir. Türk Edebiyatı’nda önemli yeri olan Necati Cumalı’nın bir eserinde “sabah alışverişini yapmış, elimde zembil, çarşıdan dönüyorum” diye bir cümlede geçer. Atasözlerimize bir göz attığımızda da “Kısmet gökten zembille inmez” atasözü yer alır. Gökten zembille inmek deyimi de beklenmedik, olağanüstü veya mucizevî bir şekilde gelmek, olmak, bulmak vs. anlamına gelir. “Nerden geldi bu, gökten zembille inmedi ya” cümlesine pek çoğumuz şahit olmuşuzdur. Bunun yanında Yol Üstünde Dikili Taş türküsünde de “Gökten zembil iniyor” şeklinde…(alıntıdır)rp_atatc3bcrk.jpg

Adım Elif Banu Conker. 1969 yılında İstanbul’da doğdum, Sarıyer’de büyüdüm. Sankt Georg Avusturya Lisesi’nden sonra İ.Ü. İletişim Fakültesi’nden mezun oldum. Üniversitedeyken Milliyet Sanat dergisinde staj yaptım, ama meslek olarak tekstili seçtim. 1993 yılından beri tekstil sektöründeyim. 2005 yılında boşandığımda yıllardır içimde olan astroloji öğrenme isteğini icraata döktüm. Astroloji eğitimim sırasında tanıştığım arkadaşlarım sayesinde kişisel gelişime hızlı bir giriş yaptım. Değişik eğitimler, seanslar, çalışmalar, atölyeler derken tarot ve masaj eğitimleri ağır bastı. Reiki, Ra Sheeba,Holly Greal, Fullspectrum Healing, Gümüş Mor Alev gibi birçok enerjiye uyumlandım ve birçoğunu masaj sırasında kullanıyorum. Kişisel gelişim çalışmalarımın en son eğitimi transformalnefes oldu ve Transformal Nefes Eğitmeni oldum, artık ağırlıklı olarak nefes çalışmaları ve workshopları yapıyorum. Bir kızım var ve onunla birlikte büyüyorum. Kitap okumayı çok seviyorum, sinema ve tiyatrodan en çok hangisini sevdiğime bir türlü karar veremedim. Yürüyüş ve tai chi ile rahatlıyorum. Yazı yazmak en büyük hobim. Nisan 2013′te Ben Onu Tuz Kadar Sevdim isimli kitabım yayınlandı.