Yeni yıl gelirken yeniliğe doğru

Yeni yıl geliyor, peki bu sefer dileklerimiz olacak mı?

Birçok insan her yeni yıl başlangıcında kendisi için yeni hedefler koyar. Bazıları listeler yapar. Hatta kendisiyle birlikte arkadaşlarının listelerini tutanları bile duydum. Bu listelerde sigarayı bırakmaktan tutun da kilo vermeye, yeni ev almaya kadar değişik istekler bulunur.rp_kilolu.jpg

Ne yazık ki, bu listelerin heyecanı ve bu listelerdeki maddeler için eyleme geçme zamanı Ocak’ın ikinci yarısına yaklaşırken azalır, sonunda hiçbir şey kalmaz ve eski yaşam tarzı bütün hızıyla devam eder.

Yapmadığımız halde neden her yıl yeni baştan listeler yaparız peki?

Bilinçli halimizle bir duruşumuz vardır ve bu duruşta ilerlemek, hayatımızı istediğimiz noktaya ya da bize çocukluğumuzdan itibaren kodlanmış olan hayata getirmek vardır genelde. Örneğin daha iyi maaşlı bir işe girmek, daha geniş bir evde oturmak gibi. Bunların yanı sıra bir de bizim içimizden gelen istek ve niyetler vardır, gezmek, daha çok kitap okumak gibi…rp_hafif.jpg

Bilinçli olarak bu istekler için adım atıp eyleme geçmek varken bizi bunlardan alıkoyan ise bilinçaltımızdır. Bilinçaltımız doğduğumuz andan itibaren çevremizde olan biten her şeyi içine alan bir sünger gibidir. Süngerin derinliklerindeki su damlacıklarını nasıl göremiyorsak, bilinçaltımızda da neler olabileceğini hiçbir zaman bilemeyiz. Bunu görmenin en güzel yolu hayatımıza bakmaktır.

Hayatımızda nerede takılıyoruz, neden adım atamıyoruz, neden istediğimiz işte çalışamıyoruz, neden diğer meslektaşlarımızdan daha az para kazanıyoruz, neden olanağımız olduğu halde çok istediğimiz yolculuğa gidemiyoruz?

Bu soruların cevabı bilinçaltımızda bizi bu ilerlemeden alıkoyan savunma mekanizmasıdır. Bu mekanizma bizim hayatta kalmamızı sağlamaya çalışır ve bizi sürekli olduğumuz alanda tutar. Burası bizim güvenli alanımızdır.

Güvenli alandan çıkmak bilinçaltı için ölmekle eşdeğerdir. O yüzden de aslında isteklerimizi yapamamanın altındaki en büyük etken, onların hayatımızı değiştirecek olması ve böylece bugüne kadar bildiğimiz güvenli alandan çıkıyor olacağımızdır. Dayak yediği halde eşini boşamayan yüksek öğrenimli kadın da bu yüzden harekete geçemiyordur. Dayak yese de eşinin ona ne yapacağını bilir,halbuki ondan boşandığında ne yaşayacağını bilmemektedir. Hiç memnun olmadığı halde işini bırakamayan elemanlar da bu yüzden bir türlü başka iş arayamazlar, çünkü o işte ne kadar memnuniyetsiz olduklarının derecesini çok iyi biliyorlardır, ama ya diğer iş onlara ne verecektir?

Peki hayat böyle devam eder mi? Böyle gelmiş, böyle gider diye yaşamak insanı mutlu eder mi?

Eğer cevabınız evet ise daha fazla yeni yıl hedefleri koymanıza gerek yok. Yok, eğer ben artık bir şeyleri değiştirmek istiyorum ve yeni bir bakış açısıyla yola devam etmek istiyorum diyorsanız, nefesinize bakmanız yeterli olacaktır. 0-6 yaş arası şekillenen bilinçaltımızın en kolay görünen yüzlerinden biri nefesimizdir. Yapılacak bir nefes analizi ile hayatınızda şekillenmiş olan bakış açılarınız size ifade edilecektir, çünkü nasıl nefes alıyorsak, öyle yaşıyoruz ve nefesimizin şekli de yaşadıklarımızın ifadesi, yani bir kısırdöngü içindeyiz. Nefesimizdeki en ufak bir açılma hayatımıza daha büyük potansiyellerin akmasına yardımcı olur.seans

Kısaca birkaç püf noktası verecek olursam, nefesi almadan önce tutuyor olmanız hayatınıza güzellikleri, bolluk bereketi kabul etmekte zorlandığınızın, nefesi vermeden önce tutuyorsanız hayatınızda sahip olduklarınızı kaybetmekten korktuğunuzun ve negatife tutunduğunuzun göstergesi. Eğer diyafram kasını kullanmayı sağlayacak kadar nefes almıyorsanız, hayatınızda çok kısıtlı alanlarda yaşıyorsunuz ve potansiyelinizin hiç farkında olamayabilirsiniz.

Belki de 2017 için yapılabilecek en güzel şey önce listenizi hazırlayıp sonra da birkaç nefes seansı ile o listenin önünü açmak. Bundan daha iyi nasıl olur diyelim.

 

 

Adım Elif Banu Conker. 1969 yılında İstanbul’da doğdum, Sarıyer’de büyüdüm. Sankt Georg Avusturya Lisesi’nden sonra İ.Ü. İletişim Fakültesi’nden mezun oldum. Üniversitedeyken Milliyet Sanat dergisinde staj yaptım, ama meslek olarak tekstili seçtim. 1993 yılından beri tekstil sektöründeyim. 2005 yılında boşandığımda yıllardır içimde olan astroloji öğrenme isteğini icraata döktüm. Astroloji eğitimim sırasında tanıştığım arkadaşlarım sayesinde kişisel gelişime hızlı bir giriş yaptım. Değişik eğitimler, seanslar, çalışmalar, atölyeler derken tarot ve masaj eğitimleri ağır bastı. Reiki, Ra Sheeba,Holly Greal, Fullspectrum Healing, Gümüş Mor Alev gibi birçok enerjiye uyumlandım ve birçoğunu masaj sırasında kullanıyorum. Kişisel gelişim çalışmalarımın en son eğitimi transformalnefes oldu ve Transformal Nefes Eğitmeni oldum, artık ağırlıklı olarak nefes çalışmaları ve workshopları yapıyorum. Bir kızım var ve onunla birlikte büyüyorum. Kitap okumayı çok seviyorum, sinema ve tiyatrodan en çok hangisini sevdiğime bir türlü karar veremedim. Yürüyüş ve tai chi ile rahatlıyorum. Yazı yazmak en büyük hobim. Nisan 2013′te Ben Onu Tuz Kadar Sevdim isimli kitabım yayınlandı.