Sonuç, süreç, seçim

Son günlerde danışanlarımda ortak olarak tespit ettiğim bir alışkanlık oldu: Sonuca odaklanmak.

Nefese gelenler bazen bir seansta bir mucizenin olmasını ve her şeyin çözülmesini, dönüşmesini bekliyor. Ben de bir zamanlar öyleydim. Çok aceleci, çok telaşlı, hemen her şey olsun, bitsin ve başka bir şey başlasın diyen biri…

Sonra bir gün bir farkındalık geldi. Bir bebek doğduğunda hemen yürümüyor, hatta hemen kendi kendine yemek yemeye başlamıyor. Bir fidanı diktiğinizde hemen koca bir ağaç olmuyor. Bir diyete başladığınızda hemen istediğiniz kadar kilo vermiyorsunuz. Bir yaprak bile dalın ucunda önce tomurcuk oluyor. Kısaca her şeyin bir zamanı, bir süreci var. Her şey kendi içinde büyüyerek ve bütünleşerek sonuca yaklaşıyor. Okula başladığımızda hemen okuma yazma öğrenmiyoruz, yavaş yavaş ve harf harf ilerliyoruz. Hayat da böyle, önce tökezliyoruz, sonra fark ediyoruz, sonra bir daha tökezlememenin yolunu buluyor, uygulamaya koyuyor ve sonuca gidiyoruz. Süreç bugünden yarına bitmiyor, adı üstünde süregiden bir durum, sonuç ise son noktası ve o son noktaya kadar bizim de büyümemiz de gerekiyor, yoksa zaten olanın değerini bilmiyoruz. Çalışarak kazanılan para mı daha değerlidir, yoksa birinin elimize birden bir para vermesi mi? Hangisini daha kolay harcarsınız? Verdiğiniz emeğin her zaman değerini bilirsiniz.

Acele gitmek iskambil kağıdından kuleler yapmak gibidir, çabuk olur, ama bir rüzgarda hemen yıkılır. Temeli sağlam yapılan şeyleri en güçlü depremler bile yıkamaz halbuki.

Bir kavak ağacı ile bir çınarın hikayesini bilir misiniz? Kavak ağacı hemen büyür de çınarı küçümser, çok kısa sürede boyu çınarı geçmiştir. Ama sonra çıkan bir fırtınada kavak ağacı kökünden sökülür, çınar ağacı ise hala dimdik ayaktadır. Hayatınızın çınarı siz olun lütfen.

Her nefes seansı bir dönüşümdür, çoğu zaman neyin dönüştüğünü bilemeyiz. Dönüşümleri hayatımızda yaşadığımız değişim anlarında fark ederiz. Daha önce hiç yapmadığımız bir şeyi yaparken yakalarız kendimizi, daha önce hiç hissetmediğimiz gibi hissederken ya da daha önce hiç sakin kalamadığımız durumlarda sakinliğimizi korurken görürüz kendimizi. Bunların tadını çıkarmak gerek. Bunlar bizim secimbaşarılarımızdır, istediğimiz sonuca giden yolda aldığımız büyük ilerlemelerdir, çünkü yolumuz ancak bu dünyadan ayrıldığımızda bitecek, son nefese kadar her gün ayrı bir farkındalık yaşama şansımız var, oysa biz zihnimizin oyunlarıyla kendimizi sınırlamaya bayılıyoruz.

Sadece bugün açın sınırlarınızı, derin bir nefes alın ve bırakın, anın tadına varın, anın içinde güzellikleri görün, çevrenize bakının, en yakınınızdaki kişinin gözlerine bakın, aynada kendinize bakın.

Nefesinizi görün. O zaman kötü dediğiniz şeyin içindeki iyiliği farkedeceksiniz. Olayı unutun, dersi tutun, mutlu olun. Yaşadığınız her olumsuzluk size bir farkındalık kazandıracak, eğer siz seçmeyi bilirseniz. Ve her farkındalıkla yolunuzdan bir taşı eritip üstünden geçeceksiniz. İşte o zaman sonuca gidiyor olacaksınız, adım adım ve nefesle…

Atalarımızın dediği gibi her şerde bir hayır vardır. Nereden mi biliyorum? Tabii ki nefesimdenJ Sonuca odaklanıp süreci kaçırmak mı, sürecin tadını çıkararak sonuca geldiğini bile farketmeden anda kalmak mı? Seçim sizin…

Adım Elif Banu Conker. 1969 yılında İstanbul’da doğdum, Sarıyer’de büyüdüm. Sankt Georg Avusturya Lisesi’nden sonra İ.Ü. İletişim Fakültesi’nden mezun oldum. Üniversitedeyken Milliyet Sanat dergisinde staj yaptım, ama meslek olarak tekstili seçtim. 1993 yılından beri tekstil sektöründeyim. 2005 yılında boşandığımda yıllardır içimde olan astroloji öğrenme isteğini icraata döktüm. Astroloji eğitimim sırasında tanıştığım arkadaşlarım sayesinde kişisel gelişime hızlı bir giriş yaptım. Değişik eğitimler, seanslar, çalışmalar, atölyeler derken tarot ve masaj eğitimleri ağır bastı. Reiki, Ra Sheeba,Holly Greal, Fullspectrum Healing, Gümüş Mor Alev gibi birçok enerjiye uyumlandım ve birçoğunu masaj sırasında kullanıyorum. Kişisel gelişim çalışmalarımın en son eğitimi transformalnefes oldu ve Transformal Nefes Eğitmeni oldum, artık ağırlıklı olarak nefes çalışmaları ve workshopları yapıyorum. Bir kızım var ve onunla birlikte büyüyorum. Kitap okumayı çok seviyorum, sinema ve tiyatrodan en çok hangisini sevdiğime bir türlü karar veremedim. Yürüyüş ve tai chi ile rahatlıyorum. Yazı yazmak en büyük hobim. Nisan 2013′te Ben Onu Tuz Kadar Sevdim isimli kitabım yayınlandı.