Rüya Perisi

Kadın yattığı yerde kitap okurken uyuya kaldı. Kitap göğsüne devrildi, başı yana doğru eğildi biraz.

Kitabın sayfalarının arasından rüya perisi çıktı. Kadının üzerinde uçtu biraz, biraz çenesini ovaladı. Kadın hayal kuruyordu, ama rüya görmeye korkuyordu. Peri o yüzden hep kendini geri çekmişti. Şimdi ise artık zamanının geldiğini anlıyordu, artık bir şeyler yapması gerekliydi.


Kadın hafiften sesler çıkarttı, kalbi biraz daha hızlı çarptı, o da uykusunda bir şeyler olacağını sezmişti. Midesinde kelebekler uçuştu.

Peri biraz daha uçtu, biraz uzaklaştı, kitabın üzerinde yuvarlaklar çizdi, sonra kadının göz kapaklarını kaldırmaya çalıştı, belki de kadın şimdi uyanır, o da zorlanmaya gerek kalmadan, eh zamanı değilmiş, diyiverirdi… ama kadının göz kapakları çooook ağırdı, hiç yerinden bile oynamadı.

Peri iç çekti ve haydi görev başına dedi, kendi etrafında uçtu. Görevinin adı ‘Rüyada Korku Kovalama’ idi. Ellerini kadının kalbine koydu ve tıkırtıları, pıtırtıları dinledi. Sonra sakince şarkısını söylemeye başladı, önce bir mırıltı gibi, sonra sesi daha kendine güvenli çıkmaya başladı, gözlerini kapadı ve kendini müziğe bıraktı, o sırada diğer rüya perileri ellerinde yapraktan çalgılarıyla geldiler, armoni şeklindeki gitar, keman ve arp sesleri perinin sesine fon olmaya başladı.

Kadın rüya görmeye başladı. İş yerinden çıkıyordu, yine canı sıkkın, yine yorgun. Eve kadar yolu uzundu, kedisi mama bekliyordu evde ve sevilmeyi… yüreği sıkışır gibi oldu, ama çabuk geçti, sanki bugün farklı olacaktı. Arkadaşlarına iyi akşamlar dileyip, ağır çantasını koluna taktı, ama çantası hafifti bu akşam.

Binanın kapısında bir adam elinde bir papatya demeti ile bekliyordu. Ne kadar güzel papatyalar dedi. Adam onu duydu ve demedi ona doğru uzattı, siz bunları hak ediyorsunuz, dedi.

Kadın şaşırdı, hatta afalladı. Hak etmek… ne kadar yabancı bir deyim, ne kadar yabancı bir duygu, ne kadar yabancı bir durum, bir şeyleri hak etmek, hak etmiş olmak…

Adam ısrar etti, kadın evet demek zorunda kaldı. Adam gülümsedi ve gitti. Kadın adamın ondan bir beklentisi olmamasına şaşırdı ve gülümseyerek yürümeye başladı.

Eve geldi, demetin kağıdını çıkarıp vazoya koyacaktı ki, aradan bir zarf düştü. Kadın merakla zarfı açtı. İçinden beyaz bir kağıda siyah mürekkeple yazılmış şu yazı çıktı:

‘Yıllar önce kendime söz verdim,benim için aşkı hak eden bir kadın gerekli ve çiçekleri seven ve bunu itiraf edecek kadar cesur bir kadın, aşkı, hayatı yaşamayı seçen bir kadın. Bu bir test ve sen kazandın. Yarın yine aynı yerde, tanışmak dileğiyle…’

Kadının kalbi titredi, korkuları savaşa hazırdı, böyle olmazdı, aşk bu kadar kolay olamazdı, hiçbir şey güvenilir değildi… peri şarkısını daha yürekten söylemeye başladı, kemanlar daha tiz sesler çıkardı, arp daha lirik… kadının yüreği hafifledi, hafifledi, kendini rüyaya bıraktı.

Adım Elif Banu Conker. 1969 yılında İstanbul’da doğdum, Sarıyer’de büyüdüm. Sankt Georg Avusturya Lisesi’nden sonra İ.Ü. İletişim Fakültesi’nden mezun oldum. Üniversitedeyken Milliyet Sanat dergisinde staj yaptım, ama meslek olarak tekstili seçtim. 1993 yılından beri tekstil sektöründeyim. 2005 yılında boşandığımda yıllardır içimde olan astroloji öğrenme isteğini icraata döktüm. Astroloji eğitimim sırasında tanıştığım arkadaşlarım sayesinde kişisel gelişime hızlı bir giriş yaptım. Değişik eğitimler, seanslar, çalışmalar, atölyeler derken tarot ve masaj eğitimleri ağır bastı. Reiki, Ra Sheeba,Holly Greal, Fullspectrum Healing, Gümüş Mor Alev gibi birçok enerjiye uyumlandım ve birçoğunu masaj sırasında kullanıyorum. Kişisel gelişim çalışmalarımın en son eğitimi transformalnefes oldu ve Transformal Nefes Eğitmeni oldum, artık ağırlıklı olarak nefes çalışmaları ve workshopları yapıyorum. Bir kızım var ve onunla birlikte büyüyorum. Kitap okumayı çok seviyorum, sinema ve tiyatrodan en çok hangisini sevdiğime bir türlü karar veremedim. Yürüyüş ve tai chi ile rahatlıyorum. Yazı yazmak en büyük hobim. Nisan 2013′te Ben Onu Tuz Kadar Sevdim isimli kitabım yayınlandı.