Para, para, para…

Herkesin derdi para. Bu kapitalist sistemde iyi yaşamak adına isteklerimiz ihtiyaç haline getirildiği için daha fazla ihtiyaç duyuyoruz paraya, her geçen gün cebimizdeki nakit para kredi kartlarına yatırıldığı için artık göremediğimiz bir şey haline geldi. Halbuki para da bir enerji, emeğimizin karşılığı, değerimizin karşılığı, alışveriş için zamanımızın en büyük aracı, aynı zamanda sevgi enerjisini taşıyan ve elden ele dolaştıran bir araç.

Ve bizler 0-6 yaş arası bilinçaltımıza parayla ilgili ne nakşettiysek, onu yaratıp duruyoruz ve bu kısırdöngüden çıkamıyoruz. Bunlar herhalde ailelerin kökleriyle ve bizim doğup büyüdüğümüz topraklarda olan bilgilerin hücrelerimizdeki karşılığı olarak bir çok çeşitte, ama genel olarak ‘para kirlidir, zenginler kötüdür, patronlar hak yer, fazla para adamı bozar’ gibi genel olarak hepimizin hayatında bir şekilde rol oynuyor.rp_paratut.jpg

Geçen gün Facebook’ta bir arkadaşımın Diyarbakır’daki iç savaşla ilgili bir yorumuna rastladım ve çok üzüldüm ve kendimi o anda yakaladım: ‘Paranın gözü kör olsun’ demiştim çünkü, halbuki ben yıllardır para konusunda kendim için çalışmalar yaparım, parayı sevmeye başladığımı, kendime çekmeye başladığımı düşünürdüm, ama kökte bir yerde hala bu düşünce yaşıyordu. Savaşı yaratan aslında daha fazla silah para2satışının yapılması, yani para kazanma hırsı. Dünyadaki gereksiz AVM’leri yaratan da para hırsı, örnekler sonsuz şekilde çoğalabilir. Sonra yıllar önce okuduğum bir yazıyı hatırladım. Yazıda spritüel kişilerin kötü olmamak adına parayı kabul etmedikleri, aslında paranın sadece bir araç olduğu, iyi ellerde iyi kullanılabileceği, artık paranın kötü insanların elinden alınması gerektiği yazıyordu. Bu bana çok mantıklı gelmişti. Şu anda bankaların yarattığı hayali para kavramlarını eritecek, dünyayı dengeye getirecek tek şey bizim kredi kartı yerine gerçek nakit parayı kullanmamız ve paranın değerini ve enerjisini bizim vereceğimiz bilinciyle, farkındalıkla parayı hak etmiş olduğumuzun bilinciyle, dünyaya sahip çıkmak amacıyla parayı kullanmaya başlamamız.

Neden hemen başlamıyoruz? Bundan daha iyi nasıl olur? Dünyayı daha iyi ve barış dolu bir duruma getirmek için hangi bilinçle para sahibi olmalıyım? Paranın iyi ellere geçmesi için sonsuz olasılıklar nelerdir? Paranın bize gelmesini engelleyen blokajları fark etmemiz ve temizlememiz için sonsuz olasılıklar nelerdir?

Adım Elif Banu Conker. 1969 yılında İstanbul’da doğdum, Sarıyer’de büyüdüm. Sankt Georg Avusturya Lisesi’nden sonra İ.Ü. İletişim Fakültesi’nden mezun oldum. Üniversitedeyken Milliyet Sanat dergisinde staj yaptım, ama meslek olarak tekstili seçtim. 1993 yılından beri tekstil sektöründeyim. 2005 yılında boşandığımda yıllardır içimde olan astroloji öğrenme isteğini icraata döktüm. Astroloji eğitimim sırasında tanıştığım arkadaşlarım sayesinde kişisel gelişime hızlı bir giriş yaptım. Değişik eğitimler, seanslar, çalışmalar, atölyeler derken tarot ve masaj eğitimleri ağır bastı. Reiki, Ra Sheeba,Holly Greal, Fullspectrum Healing, Gümüş Mor Alev gibi birçok enerjiye uyumlandım ve birçoğunu masaj sırasında kullanıyorum. Kişisel gelişim çalışmalarımın en son eğitimi transformalnefes oldu ve Transformal Nefes Eğitmeni oldum, artık ağırlıklı olarak nefes çalışmaları ve workshopları yapıyorum. Bir kızım var ve onunla birlikte büyüyorum. Kitap okumayı çok seviyorum, sinema ve tiyatrodan en çok hangisini sevdiğime bir türlü karar veremedim. Yürüyüş ve tai chi ile rahatlıyorum. Yazı yazmak en büyük hobim. Nisan 2013′te Ben Onu Tuz Kadar Sevdim isimli kitabım yayınlandı.