Kredi kartı paramı yedi.

Empoze edilen şeyleri üzerinde hiç düşünmediğimizde, alışkanlık haline getirdiğimizde farkındalığımız ortadan kalkıyor, kredi kartlarını gündelik hayatta el yıkar gibi kullanmak örneğin…

Bir dönem gittiğim kursları, aldığım arabayı, gittiğim tatilleri karşılayabilmek için aldığım krediler sayesinde aybaşında maaş hesabıma yatan paralar hemen bölümlere ayrılıyor ve ödenip  gidiyordu. Hal böyle olunca da bütün ayı kredi kartı ile geçirmek zorunda kalıyordum.

O dönemde  enerjilerle bir şeyleri yapmaya o kadar takmıştım ki kafayı, sihirli bir güç bekliyordum sanki. Bildiğim her şeyi uyguluyor, ama bir adım öteye gidemiyordum.

Telefonda bir arkadaşımla bu konu üzerine sohbet ederken, bana kredi kartı kullanarak gelecekteki parayı , aslında olmayan bir parayı kullandığımı söyledi. Evet, tabii ben de biliyorum, kredi kartı ile…bla bla bla…ama böyle duyunca sersemledim, sudan çıkmış balığa döndüm ve o gün benim için kırılma noktası oldu. O günden itibaren bu durumdan kurtulmak için neler yapabilirim diye düşünmeye başladım.

Başka bir arkadaşım kredi kartlarıyla paranın aynı cüzdanda olmaması gerektiğini, kredi kartının paranın enerjisini emdiğini ve insana sürekli borçları hatırlattığını söyledi. Evet, mantıklı bence de. Sonuçta ben ne zaman elimi cüzdanıma atsam, ödeme yapmak için hep kredi kartını seçiyordum. Hemen kendime bir kartlık aldım, cüzdanımdan tüm kartları çıkardım.

Herkesin ‘Secret, büyük sır’ furyasından ben de nasibimi almıştım. Zengin olmak için harcama yapmalıydım, bir zengin gibi davranmalıydım. Ne saçmalık! Tabii ki hayatımıza bir şeyleri sokmak için –mış gibi yapabiliriz, ama olmayan bir parayı da harcayıp, zengin-miş gibi davranmak yapılabilecek hataların en başında geliyor. Neyse, ben de bir dönem harcadım, taksitlere girdim, bir sürü giysiler aldım, alışverişlere çıktım, her gün dışarılarda yemek yedim…Ama tık yok, ne ben zengin olabiliyorum ne de zengin gibi hissedebiliyorum. Aksine borçlarım her gün üzerimdeki baskıyı ve stresi arttırıyor. Buna da bir nokta koydum.

Bu arada arabanın kredisi bitti, bir arkadaşım yüklüce bir borç verdi, kartları kapattım, vs derken birden parayı sevmediğimi farkettim. Aslında ben para istemiyordum, paraya dokunmak da istemiyordum. Çocukluğumdan beri her paraya dokunduğumda’ git, ellerini yıka, para pistir’ cümlesini duyduğumu hatırlıyorum. Bunu farkedince, parayı isteklerime araç olan bir arkadaş olarak görmeye karar verdim. Bu arkadaşı hayatıma sokarsam, ne tür bir rahatlık içinde yaşayabileceğime odaklandım. Paraya daha fazla dokunabilmek ve onunla olabilmek için kredi kartını yavaş yavaş daha az kullanmaya, daha fazla nakit kullanmaya karar verdim. Aslında biz ne kadar çok nakit para harcarsak, para enerjisini de o kadar çok yayıyoruz. Hatta  bir yazıda parayı sallamanın enerjisini yaydığını okumuştum. Şimdi bazen parayı uzatmadan önce cüzdanımdan çıkartıp bir güzel sallıyorum ve öyle veriyorum. O sırada paranın herkese uğur getirdiğini imgeliyorum ve bu çok hoşuma gidiyor.

Siz paranızı arttırmak için ne tür uygulamalar yapıyorsunuz?

Adım Elif Banu Conker. 1969 yılında İstanbul’da doğdum, Sarıyer’de büyüdüm. Sankt Georg Avusturya Lisesi’nden sonra İ.Ü. İletişim Fakültesi’nden mezun oldum. Üniversitedeyken Milliyet Sanat dergisinde staj yaptım, ama meslek olarak tekstili seçtim. 1993 yılından beri tekstil sektöründeyim. 2005 yılında boşandığımda yıllardır içimde olan astroloji öğrenme isteğini icraata döktüm. Astroloji eğitimim sırasında tanıştığım arkadaşlarım sayesinde kişisel gelişime hızlı bir giriş yaptım. Değişik eğitimler, seanslar, çalışmalar, atölyeler derken tarot ve masaj eğitimleri ağır bastı. Reiki, Ra Sheeba,Holly Greal, Fullspectrum Healing, Gümüş Mor Alev gibi birçok enerjiye uyumlandım ve birçoğunu masaj sırasında kullanıyorum. Kişisel gelişim çalışmalarımın en son eğitimi transformalnefes oldu ve Transformal Nefes Eğitmeni oldum, artık ağırlıklı olarak nefes çalışmaları ve workshopları yapıyorum. Bir kızım var ve onunla birlikte büyüyorum. Kitap okumayı çok seviyorum, sinema ve tiyatrodan en çok hangisini sevdiğime bir türlü karar veremedim. Yürüyüş ve tai chi ile rahatlıyorum. Yazı yazmak en büyük hobim. Nisan 2013′te Ben Onu Tuz Kadar Sevdim isimli kitabım yayınlandı.