Korku bilinçaltının gücüdür.

Bazı durumları değiştirmek üzere bir adım attığınızda genelde bir korku gelir, aslında siz sonucu ne kadar isteseniz de, olmamasını sağlayan şey tümüyle o korkudur. Bu bilinçaltınızın zamanında yaşadığınız bir olayla ilgili verdiğiniz karara sadakatidir aynı zamanda.

Diyelim ki, bir gün Bodrum’a uçakla giderken bir türbülansa girdiniz ve ölmekten korktunuz, ama sonra sağsalim havaalanına indiniz ve muhteşem bir tatil yaptınız. Üzerinden beş yıl geçti ve arkadaşlarınız sizi tekrar Bodrum’a davet etti. Bilinçaltınızdaki ölüm korkusu uyuduğu bodrumdan ‘Bodrum!!!!!’ diye çığlık atarak ortaya fırlar ve siz o tatil dönemi için olmadık işler çıkartabilir, ayağınızı burkabilir, ya da hemen başka bir yere tatil programı yapabilirsiniz, aslında o arkadaşlarınızla gitmeyi çok istiyorsunuzdur. Veeee bunların hiç de farkında değilsinizdir. Sadece olan şey, bilinçaltınızın sizi ölümden koruması, bunu yaparken de sizi yönetmesidir. Maalesef bunu çoğunlukla hiç bilmeyiz, ta ki farkındalığın ne olduğunu algılayıp onu hayatımıza yerleştirene kadar.

Bir gün Facebook’ta bir video izlemiştim. Amerika’da yapılan bir araştırmada bilinçaltımızın bizim bilincimizle verdiğimiz kararlardan altı saniye önce karar verdiğini ortaya çıkartmış, yani aslında biz karar verdiğimizi sanıyoruz sadece. Bilinçaltımız kararını veriyor, bize de uygulamak düşüyor.

Değişim için seçim yaptığınızda bilinçaltı da karşıt çalışmalara başlar, çünkü değişim güvenli alandan çıkmaktır, hiç bilinmeyen bir yere gitmektir ve tüm bunlar korkutucudur. Dayak yiyen yığınlarca kadının neden bu durumdan kurtulmak için hiçbir şey yapmadığını merak ediyorsanız, onlara dayak yemenin aslında bilinir ve güvenli bir ortam olduğunu, bunun empoze edildiğini,  dışarıdaki hayatın daha korkunç olduğunu düşündüklerini söylesem…Hadi canım mı? Peki, neden değişmiyorlar o zaman?

Değişmek demek, sonunda cennet de olsa, değişim sırasında dayak yemek demektir. Çamuru dibe dökmüş suda çomak sokarak, çamuru karıştırmak ve süzmek demektir. İşte insan değişimi seçtiğinde bunlarla karşılacağını bilmelidir ve bunun adı yüzleşmedir.

Çözmek istediğiniz sorunla ilgili yüzleşmeye hazır mısınız?

Adım Elif Banu Conker. 1969 yılında İstanbul’da doğdum, Sarıyer’de büyüdüm. Sankt Georg Avusturya Lisesi’nden sonra İ.Ü. İletişim Fakültesi’nden mezun oldum. Üniversitedeyken Milliyet Sanat dergisinde staj yaptım, ama meslek olarak tekstili seçtim. 1993 yılından beri tekstil sektöründeyim. 2005 yılında boşandığımda yıllardır içimde olan astroloji öğrenme isteğini icraata döktüm. Astroloji eğitimim sırasında tanıştığım arkadaşlarım sayesinde kişisel gelişime hızlı bir giriş yaptım. Değişik eğitimler, seanslar, çalışmalar, atölyeler derken tarot ve masaj eğitimleri ağır bastı. Reiki, Ra Sheeba,Holly Greal, Fullspectrum Healing, Gümüş Mor Alev gibi birçok enerjiye uyumlandım ve birçoğunu masaj sırasında kullanıyorum. Kişisel gelişim çalışmalarımın en son eğitimi transformalnefes oldu ve Transformal Nefes Eğitmeni oldum, artık ağırlıklı olarak nefes çalışmaları ve workshopları yapıyorum. Bir kızım var ve onunla birlikte büyüyorum. Kitap okumayı çok seviyorum, sinema ve tiyatrodan en çok hangisini sevdiğime bir türlü karar veremedim. Yürüyüş ve tai chi ile rahatlıyorum. Yazı yazmak en büyük hobim. Nisan 2013′te Ben Onu Tuz Kadar Sevdim isimli kitabım yayınlandı.