Ah şu amigdala…

Uzun, ince bir yoldayım. Yolum bana ait, ben yürüyorum bu yolda, kimseyi bağlamaz tabii ki yaptıklarım, ama birilerine örnek olacaksam, oturup bu kadar şey yazıyorsam da önce kendim yapmalıyım. Yoksa ‘doktorun dediğini yap, yaptığını yapma!’ cümlesini katrilyonuncu kez doğru çıkartmanın bir alemi var mı? Yazmayıveririm, olur biter…

Ama işin ucunda muhteşem bir canlı yayın var. :-)))

Yıllar önceye dönelim. İnternette sörf yapıyorum, kişisel gelişim ile ne varsa hepsini yalayıp yutuyorum, uygulamaya çalışıyorum. Okuduklarımı anlatıyorum, yaptıklarımı paylaşıyorum.
Dilimde tüy bitiyor, bazılarını gerçekten yapıyorum, bazılarını iki yapıyorum, üçüncüde pöh diyorum, bırakıyorum.

Her neyse, sadede gelelim. Okuduğum yazılardan biri Bülent Altınkaya’ya aitti ve derinden etkiledi.

Yazıda kafamızın arkasında amigdala denilen küçücük bir parça olduğundan söz ediyordu ve bu parça bizi korumak için sürekli bloke ediyordu. Spor yapmak mı, aman allahım, yürümeye çıkmak mı, aman allahım derken yerimizden kıpırdamıyorduk. Bülent Altınkaya yazısında çok yumuşak bir örnek veriyordu. Kısaca kafasına vurmayın, yavaş yavaş alıştırın kuralını uyguluyordu.

Şimdi ben de bunu kendime uyguluyorum:

– Her gün 30 dakika taahhüdüme uyamam şekerim. Bu bir zorunluluk ise yokum ben!

-Tamam, günde sadece birkaç sefer, dakikası önemli değil.

-Günde kaç sefer?

-Nasıl yapalım?

-örneğin yıkanırken ve uykuya dalmadan önce düşünsem?

-Sence nasıl olur?

-Öfffff, ne bileyim!

-Nasıl olur sence?

-Banyo sırasında kolay, yıkanıyorum, arınıyorum derken hatırlarım herhalde, ama yatarken pek emin değilim.

-Dişlerini fırçalarken? Makyajını yaparken?

-waaaoowwww, makyaj yaparken olur, diş fırçalarken olabilir.

-Tamam, o zaman anlaştık.

-Anlaştık Banu hanım.

Bilinçaltıyla anlaşma yapılmıştır, taahhüdü yazmak yarına kaldı.

Adım Elif Banu Conker. 1969 yılında İstanbul’da doğdum, Sarıyer’de büyüdüm. Sankt Georg Avusturya Lisesi’nden sonra İ.Ü. İletişim Fakültesi’nden mezun oldum. Üniversitedeyken Milliyet Sanat dergisinde staj yaptım, ama meslek olarak tekstili seçtim. 1993 yılından beri tekstil sektöründeyim. 2005 yılında boşandığımda yıllardır içimde olan astroloji öğrenme isteğini icraata döktüm. Astroloji eğitimim sırasında tanıştığım arkadaşlarım sayesinde kişisel gelişime hızlı bir giriş yaptım. Değişik eğitimler, seanslar, çalışmalar, atölyeler derken tarot ve masaj eğitimleri ağır bastı. Reiki, Ra Sheeba,Holly Greal, Fullspectrum Healing, Gümüş Mor Alev gibi birçok enerjiye uyumlandım ve birçoğunu masaj sırasında kullanıyorum. Kişisel gelişim çalışmalarımın en son eğitimi transformalnefes oldu ve Transformal Nefes Eğitmeni oldum, artık ağırlıklı olarak nefes çalışmaları ve workshopları yapıyorum. Bir kızım var ve onunla birlikte büyüyorum. Kitap okumayı çok seviyorum, sinema ve tiyatrodan en çok hangisini sevdiğime bir türlü karar veremedim. Yürüyüş ve tai chi ile rahatlıyorum. Yazı yazmak en büyük hobim. Nisan 2013′te Ben Onu Tuz Kadar Sevdim isimli kitabım yayınlandı.