Kaptanın seyir defteri: Tatilde tek başına…

Anneme ‘tatile gidiyorum’ dedim. Kiminle, dedi, sevgilinle mi? Hayır, tek başıma dedim. Ne yapacaksın, dedi. Dinleneceğim, dedim.

Kızıma ‘tatile gidiyorum’ dedim, üç gün telefonları kapatacağım. ‘Vipassana mı yapacaksın?’  dedi. ‘Hmmm, öyle sayılır, kendi tarzımda bir Vipassana, sadece susmak ve fazla konuşmamakla ilgili.’

Arkadaşıma ‘tek başıma tatile gidiyorum’ dedim, ‘sıkılmaz mısın?’ dedi.  ‘Sıkılmam, yapacak çok şey var.’ dedim.

Tek başına tatile gitmek, gündelik şehir hayatında yapamadığınız bir çok şeyi yapabilmek için büyük fırsattır. Dağılmış zihninizi toparlarsınız, dinlenirsiniz, çevrenize boş boş bakarsınız, hiçbir şey yapmak zorunda olmadan hiçbir şey yapmamanın zevkini çıkartırsınız. Kitap okuyabilirsiniz, yazı yazabilirsiniz,hiçbir yere yetişmek zorunda olmadan sadece yürümenin zevkine varabilirsiniz.

Ben bunların hepsini yapıyorum tek başımayken. Bu sefer yanıma yine evde okumaya fırsat bulamadığım kitaplarımı yüklenip geldim.

Sonsuz Unutuş, Kadir Aydemir’in öykü kitabı. İncecik bir kitap, bir çırpıda okuyacağınızı düşünüyorsunuz, ama hem şiir tadında, hem de biraz fantastik, acaba şu anda anladığımı mı kastetti diyerek bazı öykülerini tekrar tekrar okudum, iki günde bitti.

Büyü Dükkanı’nda İki Çınar, Yeşim Türköz’ün Büyü Dükkanı adlı kitabının devamı. Hayatlarında memnun olmadıkları şeyleri değiştirmek için gelen müşterilerin yaşadıkları farkındalıkla almayı düşündüklerinin verecekleri bedele değmeyeceğini anlayıp mutlu olarak geri döndükleri dükkan. Bana bu sefer biraz Heidi’nin dedesini hatırlatsa da yine ‘acaba ne olacak, bu alışveriş nasıl sonuçlanacak?’ sorusuyla okuduğum için bu kitabı da iki günde bitirdim.

Bu arada uzun süredir elimde dolanan Ayn Rand’ın Atlas Silkindi adlı romanının üçüncü ve son cildi var. Bu üç kitabı aynı anda okurken bir yandan da uzun süredir çeşitli mailleri bastırdığım için birikmiş olan kağıt yığınından da özetler yaparak kişisel çalışma defterime geçiriyorum.

Arada her şeyi bırakıp mandala boyuyorum. Tekrar çocukluğuma dönüyorum, kafamı boşaltıyorum. Bunları da bilgisayardan bastım, kendim çizmek için biraz fazla tembelim, ama renklendirmek de çok zevkli.

Yatağa yatıp şifacı taşlarımı yerleştiriyorum bedenimin ve gözlerimin üstüne. Karnıma, kalbime, boğazıma…Bu arada uyuyakalıyorum. Öğlen uykusunu çok da sevince daha da iyi geliyor. Denizden pet şişeye doldurduğum suyla yıkıyorum taşlarımı, enerjileri temizlensin ki, bana da düzgün şifa versinler.

Her ne kadar donsam da yüzüyorum. Bu mevsimde yüzmek daha zevkli, denizde fazla insan yok, su daha net, daha temiz, daha yumuşak, ılık. O kadar iyi geliyor ki, kendimi suya bırakmak, tam bir teslimiyet. İnsan daha başka ne ister ki?

Bir de kumsalda yürümek var tabii ki. Taş toplamak, taşları seçmek, sadece taşlara odaklanarak yürümek bana çok iyi geliyor. Taş toplarken eski bir hikaye geldi aklıma. Yıllardır taşıdığım yüklerimi atmaya niyet ettim. Büyük taşları topladım, hepsine birer birer isim verdim:  Parasızlık korkusu, ilişki korkusu…Elimi ağrıtana kadar taşıdım onları. Artık atmaya hazır olduğumda hepsini birer birer denize attım. Gerçekten iyi geldi.

Siz tek başınıza tatile gitseniz neler yapardınız?

Adım Elif Banu Conker. 1969 yılında İstanbul’da doğdum, Sarıyer’de büyüdüm. Sankt Georg Avusturya Lisesi’nden sonra İ.Ü. İletişim Fakültesi’nden mezun oldum. Üniversitedeyken Milliyet Sanat dergisinde staj yaptım, ama meslek olarak tekstili seçtim. 1993 yılından beri tekstil sektöründeyim. 2005 yılında boşandığımda yıllardır içimde olan astroloji öğrenme isteğini icraata döktüm. Astroloji eğitimim sırasında tanıştığım arkadaşlarım sayesinde kişisel gelişime hızlı bir giriş yaptım. Değişik eğitimler, seanslar, çalışmalar, atölyeler derken tarot ve masaj eğitimleri ağır bastı. Reiki, Ra Sheeba,Holly Greal, Fullspectrum Healing, Gümüş Mor Alev gibi birçok enerjiye uyumlandım ve birçoğunu masaj sırasında kullanıyorum. Kişisel gelişim çalışmalarımın en son eğitimi transformalnefes oldu ve Transformal Nefes Eğitmeni oldum, artık ağırlıklı olarak nefes çalışmaları ve workshopları yapıyorum. Bir kızım var ve onunla birlikte büyüyorum. Kitap okumayı çok seviyorum, sinema ve tiyatrodan en çok hangisini sevdiğime bir türlü karar veremedim. Yürüyüş ve tai chi ile rahatlıyorum. Yazı yazmak en büyük hobim. Nisan 2013′te Ben Onu Tuz Kadar Sevdim isimli kitabım yayınlandı.