Kalbinle dinle!

İletişim iki ya da daha çok kişinin arasında iletilerin birbirine gönderilmesi ile olur. Böyle yazınca aklınıza bir işyeri ve bilgisayardan toplu mail gönderme işlemi gibi anlaşıldığını düşünebiliyorum, ama ileti sözle, resimle, dokunarak, reklam ile ya da başka yollarla da olabilir. Bir erkeğin kalbine giden yolun mideden geçmesi de bir iletidir aslında böyle bakarsak. 

İletişim için iletiyi yollamak yeterli değildir, çünkü aradaki ‘ş’ harfinin görevini yerine getirmesi için iletinin karşı taraftan alınması gerekir. İşte tam da bu yüzden çoğu sohbetimiz, konuşmamız, dertleşmemiz iletişim değil, yerine ulaşamayan bir ileti olarak kalır.

Karşımızdaki konuşurken, bize bir şey anlatırken çoğumuzun yaptığı şey şudur:

Onun söylediğine ben ne söylemeliyim?

O onu söyledi, ben de şunu söyleyerek cevap vereyim.

Tüm bunlar bizim içimizde olurken, aslında olan şey duymaktır. Duyma ile algı sınırlanır aslında. Beynimiz ikiye bölünmüş, kalbimiz ise zaten kapalı durumdadır. O yüzden yanlış anlaşılmalar alır başını gider. ‘Ben ne diyorum, sen ne diyorsun?’ ya da ‘aslında aynı şeyi konuşuyoruz, niye tartışıyoruz?’ gibi cümlelerle konuşmalar biter.

Dinlemek aktif bir eylemdir, anda olmayı gerektirir. Bütün duyuların açık olduğu, özellikle kalbin açık olduğu bir durumdur. O zaman sözcüklerin arkasındaki anlamı da çözmemiz kolaylaşır. Sadece anda kalamadığımız, duyduklarımızı tam algılayamadığımız için yaratılan kargaşanın hayatımızdan ne kadar çok anı ve anıyı götürdüğünü bir görebilsek, belki de bundan sonra dinlemenin eylemini daha kolay hayatımıza alabiliriz.

Çocuklarımızla yaptığımız bu değil mi? İş yaparken onlarla konuşmak, bir gözümüz telefonda, diğer gözümüz bilgisayarda mail yazarken onlarla konuşmaya çalışmak… Ne o ne de diğeri tam oluyor, sadece kaybeden biz oluyoruz. Kısaca baktığımızda dinlemek de bir meditasyondur, olduğunuz anda olduğunuz yerde tam ve bütün olma halini getirir. İşte bu da görünenin ötesi…

Sadece bugün için dinlemeye karar verseniz bu hayatınızda neler değiştirirdi, deneyimlemek ister misiniz?

Adım Elif Banu Conker. 1969 yılında İstanbul’da doğdum, Sarıyer’de büyüdüm. Sankt Georg Avusturya Lisesi’nden sonra İ.Ü. İletişim Fakültesi’nden mezun oldum. Üniversitedeyken Milliyet Sanat dergisinde staj yaptım, ama meslek olarak tekstili seçtim. 1993 yılından beri tekstil sektöründeyim. 2005 yılında boşandığımda yıllardır içimde olan astroloji öğrenme isteğini icraata döktüm. Astroloji eğitimim sırasında tanıştığım arkadaşlarım sayesinde kişisel gelişime hızlı bir giriş yaptım. Değişik eğitimler, seanslar, çalışmalar, atölyeler derken tarot ve masaj eğitimleri ağır bastı. Reiki, Ra Sheeba,Holly Greal, Fullspectrum Healing, Gümüş Mor Alev gibi birçok enerjiye uyumlandım ve birçoğunu masaj sırasında kullanıyorum. Kişisel gelişim çalışmalarımın en son eğitimi transformalnefes oldu ve Transformal Nefes Eğitmeni oldum, artık ağırlıklı olarak nefes çalışmaları ve workshopları yapıyorum. Bir kızım var ve onunla birlikte büyüyorum. Kitap okumayı çok seviyorum, sinema ve tiyatrodan en çok hangisini sevdiğime bir türlü karar veremedim. Yürüyüş ve tai chi ile rahatlıyorum. Yazı yazmak en büyük hobim. Nisan 2013′te Ben Onu Tuz Kadar Sevdim isimli kitabım yayınlandı.