Hıdrellez’i kutladık.

Ben her Hıdrellez öncesi çok heyecanlanırım. Günler öncesinden başlar heyecanım. Ne dilesem, nasıl kutlasam,nerelerde neler var, ritüelleri neymiş, başka adetleri var mıymış? Neyse, bu yıl da değişik şeyler öğrendim ve sizinle paylaştım.

İlk önce evde sabahtan soğanıma siyah ve beyaz iplikler taktım ve eşit seviyeden kestim. Sonra da yerine kaldırdım. Sonra sıra yoğurt yapmaya geldi. Yoğurdu yaptım ve yaparken dileklerimi de diledim.

Akşam nefes eğitmeni Sibel Kavunoğlu’na değişik bi r Hıdrellez çalışmasına gittim. Önce onun Hindistan’da öğrendiği bir gülme meditasyonunu yaptık. Dakikalarca güldük. Resmen kalori harcatıyor, sadece gülmekle 15 dakikada 40 kalori yakılırmış, kan ter içinde kaldık yahu. Test ettik ve onayladık, gerçekten kalori yakılıyor. Daha sonra birbirlerimizin gözlerine bakarak güldük, herhalde bizi başkası görse zırdeli derdi, ama bu yöntem çok rahatlatıcıymış, kafamın boşaldığını hissettim. Daha sonra da dileklerimizi yazdık ve theta yöntemiyle yıllar sonrasına gidip dileklerimizin olduğunu gördük.  Ortadaki mumun üzerinden atladık, dans ettik, eğlendik.

Akşam bir arkadaşımda kaldım. Evinin bahçesinde bir sürü gül vardı, daha eve girmeden  paramı ve dileklerimi gül ağacının dibine koydum. Gece bir daha çıktık dışarıya, bu sefer de toprağa yazdım dileklerimi.

Sabah erkenden kalktık ve deniz kenarına gittik. Önce dileklerimizi, sonra da ekmeklerimizi attık ve sonra da tüm dertlerimizi, korkularımızı taşlara yükleyerek attık denize. Bu sabah akrep burcunda dolunay vardı. Akrep burcu içimizdeki korkuları ortaya çıkartır. Biraz ölmek ve biraz yeniden doğmakla ilgilidir. Biz de tüm bağımlılıklarımızı denize attık, hafifleyerek eve gittik.

Haaa, bu arada yumurtamızı da yedik. Meğerse Hıdrellez sabahı kahvaltıda yumurta da yenirmiş özellikle, bu da Paskalya ile ne kadar benzeşiyor, değil mi? Aslında dinler farklı olsa da ritüeller bir yerlerde birbirleriyle kesişiyor.

Bu arada aslında en önemli şeyi dilemeyi unuttuğumu farkettim: Sağlıklı olmayı. O yüzden arkadaşımın evindeki muhteşem uzun, bol sohbetli kahvaltıdan çıktığımda hemen gül ağacının altına sağlık diye de ekledim. Annem hep Hızır Reis’in üç gün önce, üç gün sonra ne zaman geçeceğinin belli olmadığını söyler.

Ah unutmadan, yoğurt tuttu, soğandaki siyah ve beyaz ipliklerin takılı olduğu yeşillikler de eşit uzamış.

Siz neler yaptınız? Paylaşır mısınız?

Adım Elif Banu Conker. 1969 yılında İstanbul’da doğdum, Sarıyer’de büyüdüm. Sankt Georg Avusturya Lisesi’nden sonra İ.Ü. İletişim Fakültesi’nden mezun oldum. Üniversitedeyken Milliyet Sanat dergisinde staj yaptım, ama meslek olarak tekstili seçtim. 1993 yılından beri tekstil sektöründeyim. 2005 yılında boşandığımda yıllardır içimde olan astroloji öğrenme isteğini icraata döktüm. Astroloji eğitimim sırasında tanıştığım arkadaşlarım sayesinde kişisel gelişime hızlı bir giriş yaptım. Değişik eğitimler, seanslar, çalışmalar, atölyeler derken tarot ve masaj eğitimleri ağır bastı. Reiki, Ra Sheeba,Holly Greal, Fullspectrum Healing, Gümüş Mor Alev gibi birçok enerjiye uyumlandım ve birçoğunu masaj sırasında kullanıyorum. Kişisel gelişim çalışmalarımın en son eğitimi transformalnefes oldu ve Transformal Nefes Eğitmeni oldum, artık ağırlıklı olarak nefes çalışmaları ve workshopları yapıyorum. Bir kızım var ve onunla birlikte büyüyorum. Kitap okumayı çok seviyorum, sinema ve tiyatrodan en çok hangisini sevdiğime bir türlü karar veremedim. Yürüyüş ve tai chi ile rahatlıyorum. Yazı yazmak en büyük hobim. Nisan 2013′te Ben Onu Tuz Kadar Sevdim isimli kitabım yayınlandı.