Evlilik cüzdanı

Sabah kalktı, yakında  yurtdışına gidecekti. Pasaportunu aradı çekmecede. Pasaport evrakların arasında kalmıştı herhalde, burada olması gerekiyordu. Bütün çekmeceyi boşalttı avuç avuç. Neden bu kadar çok kağıt birikmişti yine burada? Yaz sıcağında gece yarısı kulağın dibinde vızıldayan sivrisineği duvarda öldürdükten sonra kalan iz gibiydi bazı evraklar, gereksiz ve çöp…

Birden gözü ilişti. Kızıl kahverengi bir kitapçık gibi, üzerinde evlilik cüzdanı yazıyordu. Ah, evet, bir zamanlar evliydim ben, dedi.
Yıllar geçmişti, kendine yeni bir hayat kurmuştu. Birden durdu, kurmuş muydu?

Sinirlendi, bu nasıl hayat kurmaktı, bu nasıl bir hayata bakıştı? Evlilik cüzdanını evrakların arasında saklamak, kendinden saklanmak, hayattan saklanmak…

Geçmişi temizlemenin gücüne inanırdı, yıllarca dağınık yaşadıktan sonra artık düzenin getirilerine alışmaya başlamış, dağınıklıktan vazgeçmişti. Belki de şimdi geçmişi düzenleme zamanıydı ki, evlilik cüzdanı kendini öne atmıştı bu sefer, saklandığı yerden çıkmış, kendini göstermişti. Belki de şimdiye kadar bir ilişkiye girememesinin nedeni yatak odasındaki çekmecede duran bu bağlılıktı, hem de yatak odasında…

Cüzdanı aldı, kabından ayırdı. Kabını çöpe, kağıtlarını da balkona çıkardı. Geçmişi yakmak gemileri yakmaktı, gemileri yakmak bağları yakmak, bağları yakmak özgürleşmekti onun için. İçi acıdı biraz, geçmişe bağlılığı, anılara bağlılığı aktı içinden, kalbi cız etti, cüzdandaki resimlere baktı, iki genç, biri erkek, biri genç bir kız…İkisi de yabancıydı ona. Yabancılarla bağları kesmek daha kolaydı.

Balkondaki boş saksıya küçük bir mum yakıp koydu, üzerine de evlilik cüzdanını, yanına bir kaç defne yaprağı…Alevler çıktı, sonra gittikçe küçüldü alevler…yapraklar sarardı, karardı, kenarlarında alevlerin yankısı kaldı, duman çıkıyordu hala.Arada nefesini üfledi küllerin üzerine. Dumanla yıkadı kendini, içindeki karartıların isini temizledi. Sonra toprak döktü üstüne küllerin, ölümün ritüelini tamamlamak için. Biraz su döktü, yeniliklere kendini açmak için…

Nereden nereye dedi, belki de şimdi bitti gerçekten, yıllar sonra…

Adım Elif Banu Conker. 1969 yılında İstanbul’da doğdum, Sarıyer’de büyüdüm. Sankt Georg Avusturya Lisesi’nden sonra İ.Ü. İletişim Fakültesi’nden mezun oldum. Üniversitedeyken Milliyet Sanat dergisinde staj yaptım, ama meslek olarak tekstili seçtim. 1993 yılından beri tekstil sektöründeyim. 2005 yılında boşandığımda yıllardır içimde olan astroloji öğrenme isteğini icraata döktüm. Astroloji eğitimim sırasında tanıştığım arkadaşlarım sayesinde kişisel gelişime hızlı bir giriş yaptım. Değişik eğitimler, seanslar, çalışmalar, atölyeler derken tarot ve masaj eğitimleri ağır bastı. Reiki, Ra Sheeba,Holly Greal, Fullspectrum Healing, Gümüş Mor Alev gibi birçok enerjiye uyumlandım ve birçoğunu masaj sırasında kullanıyorum. Kişisel gelişim çalışmalarımın en son eğitimi transformalnefes oldu ve Transformal Nefes Eğitmeni oldum, artık ağırlıklı olarak nefes çalışmaları ve workshopları yapıyorum. Bir kızım var ve onunla birlikte büyüyorum. Kitap okumayı çok seviyorum, sinema ve tiyatrodan en çok hangisini sevdiğime bir türlü karar veremedim. Yürüyüş ve tai chi ile rahatlıyorum. Yazı yazmak en büyük hobim. Nisan 2013′te Ben Onu Tuz Kadar Sevdim isimli kitabım yayınlandı.