Doğdum ben.

Doğumgünü benim için hayatta önemli günlerdendir, sadece doğduğumuz gün olarak değil. Yeni başlangıçlar yapıp tekrar tekrar doğabileceğimiz için. Ölmeden ölmek ve tekrar doğmak için. Belki de bunu sadece düşünmeyip, bir de böyle hissettiğim için her doğumgünümde çok heyecanlanırım. Hatta heyecanım günler öncesinden başlar.

Hatırladığım ilk doğumgünüm belki de üçüncü ya da dördüncü yaşgünüm olmalı. Denizkenarındaki o zaman oturduğumuz evin bahçesinde kutlanmıştı. Tek hatırladığım ilk kez o gün giydiğim çizgili atletin üstüne dondurma döktüğüm…

Doğumgünüm yazın ortasına denk geldiği için okul döneminde öyle şaşalı bir kutlamam olmadı, ama 40. yaşımı doyasıya kutladım, hatta bir çılgınlık yapıp dj bile ayarlamıştım; pastanın üstünde 40 yazmasına rağmen ben herkese ‘2×20 yaşındayım artık’ demiştim.

En mutsuz  geçirdiğim  doğumgünümde kızım henüz çok küçüktü, bir arkadaşım da kızını bana bırakmıştı. İki çocukla sahilde yürüyüp, bu ne mutsuzluk, ne olacak benim halim dediğimi hatırlıyorum. Sanıyorum ondan sonraki tüm doğumgünlerim iyi geçti.

Bu yıl çoğu arkadaş doğumgünümü unuttu, günler, hatta aylar öncesinden planlar ve programlar yapmama alışmış olanlar bu unutuşun yükünü bana vermek istediler, ama hiç umurumda olmadı. Zamanında Facebook’a bakamamış olanlar da geç kutladı. Facebook o kadar hayatımızın içinde ki, artık onsuz yaşgünü kutlaması olmuyor, racona ters diyenler hem öperek hem de oradan mesaj atarak kutladılar. Mesajların hepsine tek tek yanıt vermek çok zevkliydi benim için.

Aslında iyi ki de program yapmamışım, günlerce hediyeler geldi, adeta 40 gün 40 gece masalı gibi oldu benim için.
Akışta bir doğumgünüydü, iyi ki doğmuşum kendime.  Kutlayan herkese tekrar teşekkürler…

Sizin de yaşgünlerinizde kendiniz için kullanabileceğiniz bir hediye;  nefes eğitmeni arkadaşım Alev’den öğrendim:

Gelecek yaşınızda neler yaşamak istiyorsanız, şimdiki zaman olarak yazıyorsunuz ve 40 gün boyunca  her gün okuyup bir yere saklıyorsunuz. Gelecek yaşgününüzde ne kadarının olduğunu kontrol edersiniz artık. Örneğin ‘kendime uygun bir işim oldu ve mutlulukla çalışıyorum.’  gibi bir cümle olabilir.

Haydi bakalım, uygulamayı seçenler el kaldırsın.

Adım Elif Banu Conker. 1969 yılında İstanbul’da doğdum, Sarıyer’de büyüdüm. Sankt Georg Avusturya Lisesi’nden sonra İ.Ü. İletişim Fakültesi’nden mezun oldum. Üniversitedeyken Milliyet Sanat dergisinde staj yaptım, ama meslek olarak tekstili seçtim. 1993 yılından beri tekstil sektöründeyim. 2005 yılında boşandığımda yıllardır içimde olan astroloji öğrenme isteğini icraata döktüm. Astroloji eğitimim sırasında tanıştığım arkadaşlarım sayesinde kişisel gelişime hızlı bir giriş yaptım. Değişik eğitimler, seanslar, çalışmalar, atölyeler derken tarot ve masaj eğitimleri ağır bastı. Reiki, Ra Sheeba,Holly Greal, Fullspectrum Healing, Gümüş Mor Alev gibi birçok enerjiye uyumlandım ve birçoğunu masaj sırasında kullanıyorum. Kişisel gelişim çalışmalarımın en son eğitimi transformalnefes oldu ve Transformal Nefes Eğitmeni oldum, artık ağırlıklı olarak nefes çalışmaları ve workshopları yapıyorum. Bir kızım var ve onunla birlikte büyüyorum. Kitap okumayı çok seviyorum, sinema ve tiyatrodan en çok hangisini sevdiğime bir türlü karar veremedim. Yürüyüş ve tai chi ile rahatlıyorum. Yazı yazmak en büyük hobim. Nisan 2013′te Ben Onu Tuz Kadar Sevdim isimli kitabım yayınlandı.