Cadılar Bayramı

Cadılar Bayramı yani “Halloween” ismi aslında Katolik Kilisesi’ne dayanır. “All Hollows Day” yani “Azizler Günü” olarak bilinirdi ve azizlerin onuruna kutlanan bir Katolik günüydü. Ancak M.Ö. 5. yüzyılda İrlanda’da yaz mevsimi resmi olarak 31 Ekim’de sona eriyordu. Kutlanan tatilin ismi Samhain idi ve Keltlerin Yeni Yılı’ydı. 

Anlatılan hikayelerden birine göre bu günde, önceki yıl bedenlerinden ayrılmış ruhlar gelecek yıl yaşamak için beden arayışında dünyaya gelir ve insanlarla karışırlardı. Ölümden sonraki yaşama kavuşmaları için tek şansları buydu. Keltler bu dönemde tüm zaman ve mekanla ilgili yasaların durduğuna inanırdı.

Ancak yaşayanlar ele geçirilmek istemedikleri için 31 Ekim gecesi evlerinin ışıklarını söndürerek soğuk bir hava yaratma çabasındaydı. Ayrıca hayaletlere benzeyen kıyafetler giyerek etrafta ses çıkararak gezerlerdi.

Keltlerin neden ışıklarını söndürdüklerinin daha mantıklı bir açıklaması da bulunmaktadır. Çünkü kutsal bir ışık kaynakları bulunurdu ve istediklerinde buradan ateş alabilirlerdi.

Bazı kayıtlarda vücudu ruhlar tarafından ele geçirilmiş kişilerin Keltler tarafından kazıklara bağlanarak yakıldığı yer almaktadır.Ancak diğer tarihçiler bu hikayelerin sadece yanlış birer inanış olduğunu savunuyor.

Romalılar Keltlerin bu geleneğini kendilerinin gibi kabul edip geleneklerde değişiklik yaptılar. Roma meyve ve ağaç tanrıçası Pomona’yı onurlandırmayı tercih ettiler. Sembolü elma olduğu için kovadan ağızla elma yakalamaya çalışma oyunu eklendi.

Cadılar Bayramı geleneği Amerika kıtasına 1840’lı yıllarda büyük açlık sonucu gelen İrlandalılar tarafından getirildi. Cadılar Bayramı’nın sembolü olan oyulmuş bal kabakları (orijinal ismi Jack-o-lantern) da İrlanda geleneklerini yansıtmaktadır. Hikayeye göre Jack ismindeki kötü ün yapmış bir adam Şeytan’ı bir ağaca tırmanırken hapsetmeyi başarmıştır. Daha sonra ağacın gövdesinde bir haç işareti çizmiştir ve şeytanın buradan kurtulmasını engellemiştir. Jack şeytanla bir anlaşma yapmıştır. Anlşamaya göre eğer şeytan onun aklını bir daha çelmeye çalışmazsa ağaçtan inmesine izin verecekti.

Ancak Jack öldükten sonra hikayeye göre cennete girmesine izin verilmedi; çünkü kötü işler yapmıştı. Ancak cehenneme de kabul edilmedi çünkü şeytanı oyuna getirmişti. Arada kalan Jack şeytanın verdiği kor ateş ile yolunu bulmaya çalıştı. Kor, içi boş bir şalgamın içine konmuştu; böylece daha uzun süre yanacaktı. İrlandalılar şalgam oyuyorlar ve içine ışık yerleştiriyorlardı. Ancak göçün ardından geleneklerinde ufak bir değişiklik yapmak zorunda kaldılar. Amerika’da bulunması en kolay şey olan balkabaklarını kullandılar.

Alıntıdır.

 


Adım Elif Banu Conker. 1969 yılında İstanbul’da doğdum, Sarıyer’de büyüdüm. Sankt Georg Avusturya Lisesi’nden sonra İ.Ü. İletişim Fakültesi’nden mezun oldum. Üniversitedeyken Milliyet Sanat dergisinde staj yaptım, ama meslek olarak tekstili seçtim. 1993 yılından beri tekstil sektöründeyim. 2005 yılında boşandığımda yıllardır içimde olan astroloji öğrenme isteğini icraata döktüm. Astroloji eğitimim sırasında tanıştığım arkadaşlarım sayesinde kişisel gelişime hızlı bir giriş yaptım. Değişik eğitimler, seanslar, çalışmalar, atölyeler derken tarot ve masaj eğitimleri ağır bastı. Reiki, Ra Sheeba,Holly Greal, Fullspectrum Healing, Gümüş Mor Alev gibi birçok enerjiye uyumlandım ve birçoğunu masaj sırasında kullanıyorum. Kişisel gelişim çalışmalarımın en son eğitimi transformalnefes oldu ve Transformal Nefes Eğitmeni oldum, artık ağırlıklı olarak nefes çalışmaları ve workshopları yapıyorum. Bir kızım var ve onunla birlikte büyüyorum. Kitap okumayı çok seviyorum, sinema ve tiyatrodan en çok hangisini sevdiğime bir türlü karar veremedim. Yürüyüş ve tai chi ile rahatlıyorum. Yazı yazmak en büyük hobim. Nisan 2013′te Ben Onu Tuz Kadar Sevdim isimli kitabım yayınlandı.