Borç blokajların kamçısıdır.

‘Borç yiğidin kamçısıdır.’ demiş atalarımız. Acaba ne düşündüler bunu söylerken?

Evet, artık bu zamanda borca girmeden pek bir şey yapmak mümkün değil. Araba almak için, ev almak, hatta tatile gitmek için kredi çekmek zorunda kalıyoruz. Para satan bankalardan önce para satın alıyor, sonra faiziyle ödüyoruz.

Tüketim artarken, tüketecek kalemler artarken artık paramız yetmediği için, giderler gelirleri aştığı için bankalar da kendilerini ihya edecek bu yöntemle karşımıza çıkıverdiler. Tereyağdan kıl çekmekten daha kolay artık kredi çekmek. Tabii bir de kredinin krediyi çekme olayı var, çünkü kredi faizleri düşer düşmez, bu sefer yeni bir kredi çekilip bir kredi kapatılıyor ve bu sefer düşük faizli kredi ödenmeye başlıyor.

Bankalardan kredi almak gerçekten insanın kendini kırbaçlaması gibi bir şey, çünkü ne olursa olsun, ödemek zorundasınız. Herhangi bir şekilde ödeyemediğiniz takdirde icra memurlarıyla tanışıyorsunuz.

Peki, bir de arkadaşınızdan aldığınız borçlar var. Toplu halde alıp toplu halde ödeyemediğiniz, verdiğiniz tarihte başka şeyler daha çekici geldiği için ödeyemediğiniz borçlar?

Enerjetik açıdan bakıldığında hayatınızdaki her türlü borç alacak-verecek dengesini bozduğu için hayatınızda blokajlar yaratmaya başlıyor. Sizi siz olmaktan çıkartıyor, karşınızdaki kişiyi zora koydukça sizin de enerjiniz zora giriyor.

O yüzden borçlarınızı söylediğiniz zamanda ödemeniz, size olan güveni sarsmamanız çok önemli.  Yıllar önce kızım yeni doğduğunda tabii bir çok kişi altın takmıştı. Ben de o altınları bozdurup dolara çevirmiş, bankaya koymuştum. Amacım elime para geçtikçe üstüne koymak, kızım için birikim yapmaktı. Sonra bir arkadaşım benden borç istedi, sevdiğim ve güvendiğim bir arkadaşımdı. Parayı çekip ona verdim. Bana dediğine göre iki ay sonra geri ödeyecekti. Ne oldu, biliyor musunuz? O parayı parça pinçik yaklaşık yedi  yılda ödedi. Ve verdiği meblağlar çok küçük olduğu için bankaya yatırmak yerine o sırada ne borcum varsa onu ödediğim için para çarçur oldu, gitti. Bir ara ne zaman parayı ödeyeceğini sorsam, bana evine giren hırsızdan, kaza yaptığından, vs. söz ediyordu. İlk başta bu bahaneleri yutsam da, en sonunda isyan ettim. Sonuç olarak şu anda görüşmüyoruz, çünkü böyle güvenilmez insanlara hayatımda yer yok.  Her ne kadar bu kişi borcunun tamamını ödemiş de olsa, aslında kızımın rızkını yediği için hala borçlu bana ve  bu borcu ona veriyorum. Ne şekilde ödeyeceğine o karar versin.

Ve bankalar da bu yüzden kazanıyorlar.

Adım Elif Banu Conker. 1969 yılında İstanbul’da doğdum, Sarıyer’de büyüdüm. Sankt Georg Avusturya Lisesi’nden sonra İ.Ü. İletişim Fakültesi’nden mezun oldum. Üniversitedeyken Milliyet Sanat dergisinde staj yaptım, ama meslek olarak tekstili seçtim. 1993 yılından beri tekstil sektöründeyim. 2005 yılında boşandığımda yıllardır içimde olan astroloji öğrenme isteğini icraata döktüm. Astroloji eğitimim sırasında tanıştığım arkadaşlarım sayesinde kişisel gelişime hızlı bir giriş yaptım. Değişik eğitimler, seanslar, çalışmalar, atölyeler derken tarot ve masaj eğitimleri ağır bastı. Reiki, Ra Sheeba,Holly Greal, Fullspectrum Healing, Gümüş Mor Alev gibi birçok enerjiye uyumlandım ve birçoğunu masaj sırasında kullanıyorum. Kişisel gelişim çalışmalarımın en son eğitimi transformalnefes oldu ve Transformal Nefes Eğitmeni oldum, artık ağırlıklı olarak nefes çalışmaları ve workshopları yapıyorum. Bir kızım var ve onunla birlikte büyüyorum. Kitap okumayı çok seviyorum, sinema ve tiyatrodan en çok hangisini sevdiğime bir türlü karar veremedim. Yürüyüş ve tai chi ile rahatlıyorum. Yazı yazmak en büyük hobim. Nisan 2013′te Ben Onu Tuz Kadar Sevdim isimli kitabım yayınlandı.