Ben bir soğanım…

Metaforik konuşmaları seviyorum. Herkesin iletişim dili farklı, sanırım benimki görsel ve dokunsal. Gözümün önünde bir şeyi canlandırdığımda daha kolay anlıyorum. Alışveriş sırasında da dokunmaktan kendimi alamıyorum, almak istediğim nesneyle ancak bu şekilde iletişime geçebiliyorum, onu hissedebiliyorum.

Transformalnefes seansı öncesinde yaptığımız koçluk konuşmalarında anlattığım bir soğan örneği var. Bayılıyorum kuru soğanlara…

Şimdi bir kuru soğan düşünün, önce kabuğunu(giysilerinizi)  soyun. Şimdi çıplaksınız artık.

Durun, gerçekten çıplak mısınız?

Şimdi ilk katmanı atın, en kalın olanını (kendinizi toplumda nasıl gösterdiğinizi)

Sonra arkasından bir zar geliyor incecik…

Sonra tekrar bir tabakayı  daha (kendinizi ailede nasıl gösterdiğinizi)

Ve teker teker çıkarın soğan katmanlarını…

En sonunda soğanın cücüğü kalıyor ya, işte orası bizim ruhumuz. Ruhumuz bedene giriyor ve biz büyüdükçe o bedeni kapatıyoruz çeşitli maskelerle. İnsanlar bize nasıl davranıyorsa, biz kendimizi nasıl korumayı düşünüyorsak, kendimizi nasıl ortaya koymak istiyorsak, her bir savunma kalkanımız bir kabuk olarak bedenimizi sarıyor görünmeden ve farkedilmeden. Anneniz pasaklı dediyse bir titizlik katmanı alıyorsunuz üzerinize, eşinizin söylediklerine karşı korunmak için bir tane daha…

İşte kilolu olanların katmanları fazla olduğu için bedenleri bu kadar geniş duruyor, kendilerini çok fazla korumaya aldıkları için.

Kendimizi ne kadar çok kabukla kapatırsak aslında içimizden( cücüğümüzden=ruhumuzdan)  uzaklaşıyoruz.

Transformalnefes seanslarının hepsi bu katmanları sıyırıp atıyor, kendimize yaklaşıyoruz her seferinde biraz daha…Biraz daha gerçekten özümüzle bütünleşiyoruz.

Hepimizin amacı da bu değil mi aslında? Ne istediğini bilmek, hayat amacını bulmak, mutlu olmak, kendiyle bütünleşmek…

Haydi o zaman kabukları, zarları atmaya, bırakmaya…

Adım Elif Banu Conker. 1969 yılında İstanbul’da doğdum, Sarıyer’de büyüdüm. Sankt Georg Avusturya Lisesi’nden sonra İ.Ü. İletişim Fakültesi’nden mezun oldum. Üniversitedeyken Milliyet Sanat dergisinde staj yaptım, ama meslek olarak tekstili seçtim. 1993 yılından beri tekstil sektöründeyim. 2005 yılında boşandığımda yıllardır içimde olan astroloji öğrenme isteğini icraata döktüm. Astroloji eğitimim sırasında tanıştığım arkadaşlarım sayesinde kişisel gelişime hızlı bir giriş yaptım. Değişik eğitimler, seanslar, çalışmalar, atölyeler derken tarot ve masaj eğitimleri ağır bastı. Reiki, Ra Sheeba,Holly Greal, Fullspectrum Healing, Gümüş Mor Alev gibi birçok enerjiye uyumlandım ve birçoğunu masaj sırasında kullanıyorum. Kişisel gelişim çalışmalarımın en son eğitimi transformalnefes oldu ve Transformal Nefes Eğitmeni oldum, artık ağırlıklı olarak nefes çalışmaları ve workshopları yapıyorum. Bir kızım var ve onunla birlikte büyüyorum. Kitap okumayı çok seviyorum, sinema ve tiyatrodan en çok hangisini sevdiğime bir türlü karar veremedim. Yürüyüş ve tai chi ile rahatlıyorum. Yazı yazmak en büyük hobim. Nisan 2013′te Ben Onu Tuz Kadar Sevdim isimli kitabım yayınlandı.