Babasını affedemeyenlere…

Babamla hiçbir zaman yakın bir ilişkim olmadı. Çok korkardım ondan, hatta öyle bir korkuydu ki bu, hayatımın bir çok alanında otorite korkusu olarak ortaya çıkıp yıllarca bedenimle oranlandığında 100 katı kadar yüksek sesle çıkan öksürükle imzalandı.

Hiç affetmeyecektim onu, bana neler de yapmıştı, neler de yapmamıştı, hep onun suçuydu…Onunla yakın olsaydım, neler yapabilirdim oysa?

Evlendim, kızımı doğurdum, boşandım…Boşanınca kendimi terapilere, kurslara verdim. Baktım, yaralarım çok acıtıyor, şifasını aramaya başladım. Halise Baydar’ın aile sergileri için bir yıl her pazarımı sabahtan akşama kadar seanslarda katılımcı olarak geçirdim. Neler öğrendim, neler yaşadımsa  hepsi beni  de şifalandırdı. Her ailenin içinde kendine özgü bir dinamiği var ve hepsi bizim doğmadan önce yaptığımız sözleşmelere göre yaşanıyor. Kim annemiz, kim babamız, kim sevgilimiz olacak, yolda karşımıza kim çıkacak? Hepsini planlıyoruz ve bu alınyazısını yaşamaya geliyoruz dünyaya. Bütün bu plan,  ruhumuzun tekamülü için…

Bu kadar terapi, ders aşamalarından sonra insanların ötesine bakmayı öğrendim, neyi neden yapıyorlar, neden yapmıyorlar ya da neden yapamıyorlar? Hepimiz görünene sadece bakıp yargılamayı biliyoruz, ama peki ötesi? Affedemediğimiz annemiz, babamızın görevi bize bunu yaşatmak, çünkü bunu yaşayarak güçlenecek ruhumuz. Bize bunları yaşatan babamız da aslında daha iyisini bilmiyor, o da yaşadıklarını yansıtıyor, belki birazını farkedip bir adım ileriye gidiyor, ama bize belki üç adım ötesi gerekli olduğu için ona anlayış gösteremiyoruz.

İnsan kaç yaşında olursa olsun, küçükken yaşadıklarının peşinden gidiyor hep farketmeden. Farkına varan hayatını yeniden yıkıp yenide inşa ediyor, ama bizim anne babalarımız bunu bilemediler pek. Şimdi bunu değiştirmek bizim elimizde, içimizdeki eksiklikleri tamamlamak için affetmekle başlayabiliriz.

İçim biraz noksan, baba sen yoksan…diyip başlayabiliriz. Kabul edemiyorsak affedemiyoruz da. İlk adım kabul etmek, yas tuttuğumuzu kabul etmek, yapılanları, yaşadıklarımızı kabul etmek direnç göstermeden…Sonrasında affetmek çok daha kolay.

Ben bunları yaşadım, babamın neyi neden yaptığını gördüm, anladım ve affetmeme bile gerek kalmadı, affettim. 

Ve bu yazı da affetmeye adım atmak için güzel bir çözüm öneriyor:

http://nazliakin.blogspot.com/2012/09/kimi-bagislaman-gerekiyor.html

İmza Kızın kitabını aldığınızda 114 kadının babalarına yazdıkları mektupları okuyacaksınız ve baba-kız ilişkilerine çok yakından tanık olacaksınız.

Adım Elif Banu Conker. 1969 yılında İstanbul’da doğdum, Sarıyer’de büyüdüm. Sankt Georg Avusturya Lisesi’nden sonra İ.Ü. İletişim Fakültesi’nden mezun oldum. Üniversitedeyken Milliyet Sanat dergisinde staj yaptım, ama meslek olarak tekstili seçtim. 1993 yılından beri tekstil sektöründeyim. 2005 yılında boşandığımda yıllardır içimde olan astroloji öğrenme isteğini icraata döktüm. Astroloji eğitimim sırasında tanıştığım arkadaşlarım sayesinde kişisel gelişime hızlı bir giriş yaptım. Değişik eğitimler, seanslar, çalışmalar, atölyeler derken tarot ve masaj eğitimleri ağır bastı. Reiki, Ra Sheeba,Holly Greal, Fullspectrum Healing, Gümüş Mor Alev gibi birçok enerjiye uyumlandım ve birçoğunu masaj sırasında kullanıyorum. Kişisel gelişim çalışmalarımın en son eğitimi transformalnefes oldu ve Transformal Nefes Eğitmeni oldum, artık ağırlıklı olarak nefes çalışmaları ve workshopları yapıyorum. Bir kızım var ve onunla birlikte büyüyorum. Kitap okumayı çok seviyorum, sinema ve tiyatrodan en çok hangisini sevdiğime bir türlü karar veremedim. Yürüyüş ve tai chi ile rahatlıyorum. Yazı yazmak en büyük hobim. Nisan 2013′te Ben Onu Tuz Kadar Sevdim isimli kitabım yayınlandı.