Almak için vermek

Dün uzun süredir görmediğim bir arkadaşımla buluştum ve sohbet ettim. O da benim gibi spritüel konular, bioenerji, şifa işleri ile ilgili olunca sohbet de bu durumlarla ilgili oldu. Bana bir bioenerjiciden söz etti. Rusya kökenli bir tıp doktoru olan kadın bioenerji ile bedendeki rahatsızlıkları bulup 20 seans yaparak şifalandırıyormuş. Şifayı da 20 seanslık paketler olarak veriyormuş. Bunun çok mantıklı olduğunu düşündük, çünkü bazen şifanın uzun sürede verilmesi gerekir. Önce çözülmeler olur, bunlar rahatsız edici durumlardır. Öfke, kızgınlık, üzüntü gibi danışanların beklemediği şeyler ortaya çıkar ve genel düşünce ‘iyileşmeye gittim, daha kötü oldum, bu bana iyi gelmedi’ yönünde olup, terapiler yarıda kesilir. Aslında olan şudur: Bedende sivilcelenmeye uygun yerlerin önce sivilce çıkartarak o cerahatı dışarı atması, sonra da nihai tedavi ile bir daha sivillce çıkmamasına yönelik tedavi uygulanması gibidir terapiler. Önce bastırılmış duygular çözülür ve açığa çıkar. Daha sonra konunun kaynağına gidilir. Bunun da üç, beş seans ile çözülemeyeceği aşikardır, yaşlarımıza bağlı olarak düşününce. Tabii ki genç insanlarda bu kısa sürmektedir.

Her neyse, aslında anlatmak istediğim konu bu değil. Seans ücreti ile 20 seansı çarpınca oldukça yüklü bir para çıktı karşıma tabii. Aslında ellerimde uyuşma var ve daha ileriki dönemlerde bunun hayatımı kısıtlayacağı ile ilgili bir korkum da var. Bu doktor hakkında arkadaşımın referansı ile gitmeye niyet ederken, birden içimden bir şey yükseldi: 

Ben bu parayı vermek istiyor muyum?

Bundan emin olamadım. Dürüst olmak gerekirse o kadar para vermek istemedim. Birden fark ettim ki, hep ‘evren boşlukları sevmez’ diyoruz. Verdiğim giysilerden sonra dolabımın hızla dolduğunu gözlerimle kaç defa gördüm. Nefesi almak için vermek gerekiyor. Buna rağmen bazı konularda vermekte zorlandığımı anladım. Aslında o doktora gitmeye niyet etsem de, ben o parayı vermeye niyet etmeden de o para bana gelmeyecek, çünkü döngünün oluşmasına izin vermiyorum.

Uzunca bir süre parayı almak, kabul etmek ile ilgili ne kadar zorlandığımı fark edip üzerinde çalışmıştım. Para aynı zamanda durmayı sevmeyen bir enerji, elden ele dolaşması, yatırım yapılması akması için gerekli. O yüzden aldığımız kadar vermemiz de önemli. O yüzden kazancımızın %10’unu paylaşmamız önemli. Her zamanki gibi burada da denge ortaya çıkıyor. Alma verme dengesini kurduğumuzda ve aklımızda, içimizde kalmadan parayı kullandığımızda hem paramız hem kendimiz şifalanıyor olacağız.

Bunu fark etmek bana iyi geldi doğrusu. Bundan daha iyi nasıl olur?

Adım Elif Banu Conker. 1969 yılında İstanbul’da doğdum, Sarıyer’de büyüdüm. Sankt Georg Avusturya Lisesi’nden sonra İ.Ü. İletişim Fakültesi’nden mezun oldum. Üniversitedeyken Milliyet Sanat dergisinde staj yaptım, ama meslek olarak tekstili seçtim. 1993 yılından beri tekstil sektöründeyim. 2005 yılında boşandığımda yıllardır içimde olan astroloji öğrenme isteğini icraata döktüm. Astroloji eğitimim sırasında tanıştığım arkadaşlarım sayesinde kişisel gelişime hızlı bir giriş yaptım. Değişik eğitimler, seanslar, çalışmalar, atölyeler derken tarot ve masaj eğitimleri ağır bastı. Reiki, Ra Sheeba,Holly Greal, Fullspectrum Healing, Gümüş Mor Alev gibi birçok enerjiye uyumlandım ve birçoğunu masaj sırasında kullanıyorum. Kişisel gelişim çalışmalarımın en son eğitimi transformalnefes oldu ve Transformal Nefes Eğitmeni oldum, artık ağırlıklı olarak nefes çalışmaları ve workshopları yapıyorum. Bir kızım var ve onunla birlikte büyüyorum. Kitap okumayı çok seviyorum, sinema ve tiyatrodan en çok hangisini sevdiğime bir türlü karar veremedim. Yürüyüş ve tai chi ile rahatlıyorum. Yazı yazmak en büyük hobim. Nisan 2013′te Ben Onu Tuz Kadar Sevdim isimli kitabım yayınlandı.