Işığın işçisine…

Sevgili nefes dostu,
Hala zor zamanlardan geçiyoruz. Türkiye’nin içinde bulunduğu zor durumlardan yılan bazı arkadaşlarım sürekli buralardan gitmenin artık gerekli olduğunu, yaşamak için buralardan gitmenin gerektiğini söylüyorlar. Ben bu düşünceye hiç bir zaman sahip olamadım, çünkü hiç bir yerde bu kadar mutlu olabileceğimi düşünmüyorum. Neden mi? Kökünüzden, toprağınızdan uzakta kaldığınızda ne kadar mutlu olabilirsiniz? Bir espri yaptığınızda ve  anlaşılmadığında ne kadar tam hissedersiniz kendinizi?
Son terör olaylarında Fransa’daki bombalama aslında terör olduğu sürece dünyada hiç bir yerin güvenli olmadığını da açıkça gösterdi. O yüzden her seferinde söylediğim gibi yaşadığımız dünyayı iyileştirmek için çalışmaktan başka çaremiz yok. Peki bu nasıl olacak, ben ne yapabilirim?
Ben politik bir insan değilim, o yüzden sizlere çıkın meydanlara, atın sloganlarınızı diye tavsiyede bulunamam, çünkü ben de böyle bir şey yapmıyorum. Size tek önerim mutlu olun, doğru nefes alın, mutluluğu yayan bir kanal olun. Sizce mutlu olan, hayatından doyum alan bir kişi terörist olabilir mi? Farkındalığı yüksek, idrak yeteneği olan biri terörist olabilir mi?
Sizce toplu taşıma aracında başkasını taciz eden aynı zamanda terör yaratmıyor mu? Yanınızda kavga eden adamlar terörün bir parçası değil mi? Bayramlarda trafik kazaları çoğaldığında ‘trafik terörü yine can aldı’ denmiyor mu?
O zaman neden bizler iyiliğin bir parçası olarak bunu tersine çevirmiyoruz? Hatırlayın, dualite evrenindeyiz, yani her şey karşıtıyla var olabiliyor. Sıcak soğuğun olmaması, karanlık ışığın olmaması, korku sevginin olmaması gibi… Sevgi olan yerde korkuya yer var mı? Ben küçükken hep ‘Allah’tan korkun olsun’ gibi saçmasapan bir laf duyardım ve küçük yaşımda bile ‘ben neden Allah’tan korkayım, Allah sevilmelidir’ derdim. İşte biz de içimizden korkuyu sevgiye dönüştürmeye başlayarak büyük devrimler yaratabiliriz.
Sizler ışığın işçisi oldunuz nefese gelerek, nefesinizin farkına vararak. Umarım bizim çalışmalarımıza ebrufgelmeyenler bir yerlerde nefese devam ediyorlardır. Yaptığınız her çalışma önce kendinize, sonra ailenize, sonra komşularınıza ve sonra, sonra diye devam ederek dünyaya hizmet ediyor. Bunu lütfen küçümsemeyin.
Tekrar ‘ne yapabilirim’ konusuna gelirsek, örneğin bol bol espri yapın, özellikle zor koşullarda çalışan kişilere yardımcı olun, bir mağazaya girdiğinizde satış elemanına ismiyle hitap edin, onu birey olarak kabul edip onore edin, toplu taşımalarda şoförlere ‘kolay gelsin’ diyin, garsonlara gülümseyin. Sizden yayılan iyilik onların günlerini iyi yaşamalarının ilk nedeni olabilir. Arada durup derin bir nefes alın ve çevrenize kalbinizden pembe ışıklar gönderin. Sabah kalktığınızda ‘bugün sevginin çoğalması için sonsuz olasılıklar nelerdir?’ sorusuyla yataktan kalkın ve günü deneyimleyin.
Hayatta topraklanmak çok önemlidir, insan köklenir, dünyaya bağlanır, maddi dünyanın konforunu, rahatlığınıhayatagaci daha kolay kabul eder, şu anda dünyada toprağından sürülmüş milyonlar var. Bizler bile bir zamanlar bir yerlerden sürülmüş insanların torunları olabiliriz. Neden mutlu değiliz tam olarak, çünkü içimizde bir yerlerde bir boşluk var. Bugünden itibaren yedi gün boyunca ‘bildiğim, bilmediğim atalarım, köklerim rahatlamanız ve ışığa gitmeniz için bu mumu yakıyorum ve şifalanmak için kendime izin veriyorum’ diyebilirsiniz.
Hepimiz birbirimize görünmeyen bağlarla bağlıyız. Hiç tanımadığımız, çok uzaktaki bir adamın yaptıkları bizi de etkiliyor, bizim yaptığımız da onu etkiliyor, neden bizim yüksek enerjimiz düşük frekanslı bir adamı iyileştirmesin?

Adım Elif Banu Conker. 1969 yılında İstanbul’da doğdum, Sarıyer’de büyüdüm. Sankt Georg Avusturya Lisesi’nden sonra İ.Ü. İletişim Fakültesi’nden mezun oldum. Üniversitedeyken Milliyet Sanat dergisinde staj yaptım, ama meslek olarak tekstili seçtim. 1993 yılından beri tekstil sektöründeyim. 2005 yılında boşandığımda yıllardır içimde olan astroloji öğrenme isteğini icraata döktüm. Astroloji eğitimim sırasında tanıştığım arkadaşlarım sayesinde kişisel gelişime hızlı bir giriş yaptım. Değişik eğitimler, seanslar, çalışmalar, atölyeler derken tarot ve masaj eğitimleri ağır bastı. Reiki, Ra Sheeba,Holly Greal, Fullspectrum Healing, Gümüş Mor Alev gibi birçok enerjiye uyumlandım ve birçoğunu masaj sırasında kullanıyorum. Kişisel gelişim çalışmalarımın en son eğitimi transformalnefes oldu ve Transformal Nefes Eğitmeni oldum, artık ağırlıklı olarak nefes çalışmaları ve workshopları yapıyorum. Bir kızım var ve onunla birlikte büyüyorum. Kitap okumayı çok seviyorum, sinema ve tiyatrodan en çok hangisini sevdiğime bir türlü karar veremedim. Yürüyüş ve tai chi ile rahatlıyorum. Yazı yazmak en büyük hobim. Nisan 2013′te Ben Onu Tuz Kadar Sevdim isimli kitabım yayınlandı.