45 yaşımda…

Herkesin kendine ait bir tarihi var. Ne yaparsanız yapın, her şeyi kendinize göre yaşıyorsunuz. Ben de elimden geldiğince hayatımı en iyi şekilde yaşamaya çalışıyorum.

Herkes için geçerli olan ömür bölümleri var, bunlara da hayat deniyor. Hayatlarımızın bütünü bir ömür ediyor ve ömür ne kadar uzun olursa olsun, aslında göz açıp kapayıncaya kadar bitiveriyor.

Doğum: Doğmadan bu dünyaya gelmemiz mümkün değil, anne karnından çıktıktan sonra aldığımız ilk nefesle başlıyor bu dünyayla tanışıklığımız ve nasıl dünyaya geldiğimiz hayatımızı şekillendiren konuların başında geliyor. Örneğin ters gelen bir çocuk hayatında ya terslikler yaşayabilir ya da inatçı olabilir. Sezaryanla dünyaya gelenler kendileri çaba göstermedikleri için hayatta çaba göstermenin ne anlama geldiğini anlamayabilirler. Kafaları çıkmadığı için forsepsle çekilen bebekler daha sonra hayatlarında ‘ben beceremiyorum’ kalıbı yaşayabilir.

Bebeklik: Bakıma en çok ihtiyaç duyulan, kendi başımıza hiçbir şey yapamadığımız bu dönemde annemizin ilgisiyle ya huzurlu ya da huzursuz olmayı seçebiliyoruz ilerisi için.

Çocukluk: Ya desteklendiğimiz ya da törpülendiğimiz bu dönem bolca etiketlendiğimiz dönemdir. Ya yaramazızdır ya da tembel, hatta bazen sakar, belki güzel, belki akıllı… Hepsi hayattaki yerimizi belirlememiz için elimize verilmiş plaketlerdir, zamanı geldiğinde çıkarıp çıkarıp kullanırız, ama hiç farkında değilizdir aslında, o denli içselleştirmişizdir.

Ergenlik: Hormonlar yerinden oynar, cinsiyetimizin farkına varmaya başlarız ve tabii karşı cinsin de. Aklımız bir karış havadadır ve kanımız deli deli akar. Anne babayla en çok sorunların yaşandığı, kavgaların havalarda uçuştuğu bu dönem ergenliğimize ne kadar çok ters gidilirse o kadar uzun ve zor geçer.

Yetişkinlik: Ergenlik bitmiştir (mi?) Okul bitmiştir, iş hayatına girilmiştir, gelecek planları yapılır, evden ayrılınır, belki evlenilir, bir de çocuk planları katılır o hiç bitmek bilmeyen, ama Allah’ın da yukarıdan güldüğü planlara. Yetişkinlik bitmeyen öykü gibidir, ama aslında anne ya da baba öldüğünde tam olarak yetişkin olunur, çünkü birinin çocuğu olmak ünvanı da anne ve babayla birlikte mezara gider.

İşte benim 45 yaşım yetişkinlik dönemini yaşıyor şimdi. Çok şükür annem, babam hayatta, hala çocuğum o yüzden biraz, ama bir kızım var, o yüzden anneyim aynı zamanda. Hayatımın en zor kısımlarından biri boşanma dönemi oldu, sonrası kızımın ergenliği. Bu iki dönem arasında başladığım kişisel gelişim yolculuğunu hala neresinde olduğumu bilmeden sürüyor, son nefesime kadar da sürecek diye düşünüyorum. Yolculuğa başladıktan sonra etiketlerimi farketmeye başladım, hepsiyle tek tek özenle ilgilendim, elimden geldiğince dönüştürdüm.

45 yaşıma girerken Reiki Master, Transformalnefes Koçu (girdikten sonra Eğitmeni) olarak, aldığım  bir sürü aile dizimi, astroloji eğitimi ve seanslarından topladığım bilgilerin ışığında diğer uyumlandığım Gümüş Mor Alev, Ra Sheeba, Fullspectrum Healing, Holly Greal enerjileriyle dünyaya hizmet etmeye niyet ediyorum. Bir fener gibi bana ihtiyacı olan kim varsa ışığıma gelmesini, çekilmesini diliyorum, birlikte şifalanalım, büyüyelim, birlikte dünyayı güzelleştirelim.

 

Ol’sun o halde, sevgili Tuna Tüner’in deyimiyle.

Adım Elif Banu Conker. 1969 yılında İstanbul’da doğdum, Sarıyer’de büyüdüm. Sankt Georg Avusturya Lisesi’nden sonra İ.Ü. İletişim Fakültesi’nden mezun oldum. Üniversitedeyken Milliyet Sanat dergisinde staj yaptım, ama meslek olarak tekstili seçtim. 1993 yılından beri tekstil sektöründeyim. 2005 yılında boşandığımda yıllardır içimde olan astroloji öğrenme isteğini icraata döktüm. Astroloji eğitimim sırasında tanıştığım arkadaşlarım sayesinde kişisel gelişime hızlı bir giriş yaptım. Değişik eğitimler, seanslar, çalışmalar, atölyeler derken tarot ve masaj eğitimleri ağır bastı. Reiki, Ra Sheeba,Holly Greal, Fullspectrum Healing, Gümüş Mor Alev gibi birçok enerjiye uyumlandım ve birçoğunu masaj sırasında kullanıyorum. Kişisel gelişim çalışmalarımın en son eğitimi transformalnefes oldu ve Transformal Nefes Eğitmeni oldum, artık ağırlıklı olarak nefes çalışmaları ve workshopları yapıyorum. Bir kızım var ve onunla birlikte büyüyorum. Kitap okumayı çok seviyorum, sinema ve tiyatrodan en çok hangisini sevdiğime bir türlü karar veremedim. Yürüyüş ve tai chi ile rahatlıyorum. Yazı yazmak en büyük hobim. Nisan 2013′te Ben Onu Tuz Kadar Sevdim isimli kitabım yayınlandı.