Anneler günün kutlu olsun Doğa Ana.

Sevgili doğa ana,

Bugün anneler günü…Herkes annesine koşuyor. Ben sevmiyorum bugünü, çünkü artık o kadar ticari bir gün oldu ki, hediye alınmadığı zaman bütün anneler surat asar oldu. Hele annesini kaybetmiş çocuklar aklıma gelince daha bir kötü oluyorum, günler öncesinden başlıyor reklamlar ve sanki o çocuklar annelerini daha fazla hatırlayıp üzülüyorlardır diye üzülüyorum, ama yapacak bir şey yok işte, kapitalist dünya kimsenin duygusunu, üzüntüsünü düşünmüyor ki…

Herkes annesine giderken kimse seni düşünmüyor aslında. Anneler için şarkılar yapıldığında, sen beni büyüten, sen beni giydiren, yediren deniyor, ama kimsenin aklına sen gelmiyorsun. Her şeyimizin kaynağı sensin. Beni, benim annemi, onun da annesini ve milyonlarca yıldır istisnasız herkesi büyüten sensin. Senden aldığımız sebzeyi pişiriyor, senden biçtiğimiz buğdaydan ekmek yapıyoruz. Senin suyunu içiyoruz, senin suyunu barajlarda biriktirip elektrik üretiyoruz, o elektriği kullanıp bilgisayarlarımızı çalıştırıyor, onlarla çalışıyor, eve ekmek paramızı götürüyoruz, ama seni hiç düşünmüyoruz.

Vefasız evlatlar gibiyiz sana karşı. Annesinin verdiklerinden memnun olmayan çocuklar gibi, bugün hava sıcak, rüzgar esmedi diye şikayet ederken senin büyüttüğün diğer yavruların olan ağaçların canına kıydığımızı, yerlerine beton binalar diktiğimizi hiç düşünmüyoruz bile. Sen yine de gıkını çıkarmıyorsun. Hep sineye çekiyorsun yaptıklarımızı vakur bir edayla. Bazen çok kızıyorsun, artık bir sınır çizmen gerektiğini farkediyorsun da, kükrüyorsun biraz işte. Biraz sel, biraz hortum, biraz heyelan…Aslında yaptıklarımızın bedelini ödediğimizi farketmemek için o yaptıklarına da isimler takıyoruz haberlerde: Doğal afet diyip çıkıveriyoruz işin içinden, eşini aldatan adamı baştan çıkaran kadınlara da afet denmesi bu yüzden belki de, ya da tam tersi senin yaptıklarını ancak kötü kadınlar yapar diye düşünülüyor belki de bilinçaltımızda.

Ne olursa olsun unuttuk seni, senin bize her gün bıkmadan verdiklerini vermen gerekir diye düşünmeye başladık. Açgözlülüğümüzün sınırlarını zorluyoruz her gün. Senin yeşilin yerine paranın yeşili daha çok sevilir oldu son günlerde… Hele biz Türkler…Bir ara Türkler Kızılderili kökeninden geliyor diye bir şeyler çıktı. Hiç inanmıyorum. Kızılderililer doğayı bu kadar severken, temizliğini evinin kapısının önüne kadar yapan, çöpünü umarsızca sokağa atan, ağaçlara ‘sevgi’sini kazıyan, yolda yürürken yanındaki zakkumun yaprağını sadece zevk olsun diye kopartan bizler ne kadar Kızılderili olabiliriz ki?

Ah sevgili doğa ana, seni ne kadar sevdiğimi nasıl söylesem bilmiyorum ki, aslında sevginin dilde değil, kalpte olduğuna inanırım ben, kalpten akan enerjinin yönettiği davranışlardadır sevgi…Elimden geleni yapsam da yetmediğinin farkındayım. Bu yüzden ben bugün sadece  annemin değil, senin anneler gününü özellikle kutlamak istedim. Kutlu olsun demek anlamsız oldu,kutsuyorum demek de belki yine olmayacak bunca anlattıklarımdan sonra, yine de varlığının önünde saygıyla eğiliyor, sana sevgiyle daha iyi günlerinin olmasını diliyorum.

Şimdi bir de anneme gideyim, alınır yoksa.

Adım Elif Banu Conker. 1969 yılında İstanbul’da doğdum, Sarıyer’de büyüdüm. Sankt Georg Avusturya Lisesi’nden sonra İ.Ü. İletişim Fakültesi’nden mezun oldum. Üniversitedeyken Milliyet Sanat dergisinde staj yaptım, ama meslek olarak tekstili seçtim. 1993 yılından beri tekstil sektöründeyim. 2005 yılında boşandığımda yıllardır içimde olan astroloji öğrenme isteğini icraata döktüm. Astroloji eğitimim sırasında tanıştığım arkadaşlarım sayesinde kişisel gelişime hızlı bir giriş yaptım. Değişik eğitimler, seanslar, çalışmalar, atölyeler derken tarot ve masaj eğitimleri ağır bastı. Reiki, Ra Sheeba,Holly Greal, Fullspectrum Healing, Gümüş Mor Alev gibi birçok enerjiye uyumlandım ve birçoğunu masaj sırasında kullanıyorum. Kişisel gelişim çalışmalarımın en son eğitimi transformalnefes oldu ve Transformal Nefes Eğitmeni oldum, artık ağırlıklı olarak nefes çalışmaları ve workshopları yapıyorum. Bir kızım var ve onunla birlikte büyüyorum. Kitap okumayı çok seviyorum, sinema ve tiyatrodan en çok hangisini sevdiğime bir türlü karar veremedim. Yürüyüş ve tai chi ile rahatlıyorum. Yazı yazmak en büyük hobim. Nisan 2013′te Ben Onu Tuz Kadar Sevdim isimli kitabım yayınlandı.