Bu Nisan benim yaşadıklarım…

Nisan ayları benim için özeldir. Her Nisan yeni başlangıçlar gibi gelir bana, belki tam bir bahar ayı olduğu ve tohumlar filizlendiği için…


Bu Nisan ayı başından sonuna kadar çok yoğun geçti.

Nisan başında kitabım çıktı. Satışları iyi gidiyor, ben tabii ki bir çok baskısının yapılmasını istiyorum. Özellikle boşanmış kadınların okumasını istiyorum, onlara iyi geleceğini düşünüyorum, ama tabii ki erkekler de okusa fena olmazJ Bu arada çoğu kişi kitabın benim için çok özele girdiğini düşünüyor sanırım, ama özel olduğu kadar genel yerleri de var, önemli olan duygulardı onu yazarken. O yüzden duygulara odaklanmak gerekli bana göre okurken.

23 Nisan’da resmi tatil olduğu için fırsatı değerlendirip İzmir Karaburun’a gittim. Arkadaşlarımın inşaatında amelelik yaptım ve birçok farkındalığım oldu. Daha sonra İzmir Kitap Fuarı’nda ilk imza günüme katıldım. Hoş bir deneyimdi, kızımın deyimiyle ilk imza günümde kuyruklar beklememem gerekiyordu, ama yine de benim hayalim oydu tabii ki.

Ve liseden mezun oluşumuzun 25. yıldönümü geldi, çattı. Günler öncesinden başladı heyecanım. Geçen yılki törene de katılmıştım ve çok duygulanmıştım. Bu yıl da gözlerim bol bol yaşardı. 30 yıl, 25 yıl bir kere bile görmediğim eski arkadaşları görmek ilginç bir duygu. Eski hallerine göre ne kadar farklı olduklarını, olgunlaştıklarını, mesleklerini, bu arada neler yaşamış olabileceklerini görmek çok hoş… İçimizden Avusturya’da Yeşiller Partisi’nden bir milletvekili, doktorlar, öğretim görevlileri, müdürler, serbest meslek sahipleri çıkmış. Akşamki yemeğimiz de çok eğlenceli geçti. Bol bol dansettik, hatta ben hiç dans etmediğim
kadar dans ettim diyebilirim.

Bu kadar güzel şeyin arasında beni çok üzen şey ‘evimizin erkeki’ dediğim kedimiz Gümüş’ün  vefatı oldu. 13 yaşında olan Gümüş bir 2 Nisan günü gelmişti evimize ve 20 Nisan’da vefat etti. Tatilde olduğum için veterinere bırakmıştık Gümüş’ü. Testler yapılması gerekiyordu, çok zayıflamıştı, hele son günlerde hiçbir şey yemiyordu. Önüne bir sürü değişik şey de koysak bir koklayıp bırakıyordu. Yapılan testlerde böbrek yetmezliği çıkmış. Kediler yaşadıkları yerden uzakta ölmeyi tercih edermiş. Gümüş evden çıkmadığı için kum kutusuna giriyordu sürekli son günde.  Ben çıkartmaya çalıştıkça o inat ediyordu. Kabul etmesem de yaşlanmıştı artık. Belki daha iyi bakabilir miydim, diye düşünüyorum bazen. Sonra internette İran kedilerinin ömürlerine baktım. 8-10 yıl arası yaşarlarmış. Bizim kedimiz 13 yaşına kadar yaşadığına göre demek ki iyi bakmıştık. Sonra rahatladım. En önemlisi biz çok sevdik onu, bu da galiba her tür besinden daha yüksek değerde. Evimizde meditasyon yapılırken o da yanımızda ses çıkarmadan oturur, kızım İngilizce dersi alırken defterin üstüne masaya kurulurdu, matematik dersini biraz öteden dinler, kızım şikayet edince ‘sınava Gümüş’ü sokalım, o da çalıştı’ derdik.  Horultusu tam bir erkek horlamasıydı uyurken. Söylediğimde kimse inanmamış, duymaları gerekmişti. Uzunca bir süre akşamları benimle yattı ayakucumda. Akşamları ben yatmaya hazırlanırken benden önce yatağa gider, acele etmem için miyavlardı. Bazen bana çok yakın yatar, onu uyandırmaya kıyamadığım için iki kişilik yatakta bir köşeye kıvrılıp uyumaya çalışırdım. Tüylerini baharda kestirdiğimizde biraz depresyona girer, pek insan içine çıkmazdı. En sevdiği şeylerden biri kapı açıldığı zaman dışarı kaçmak, biraz bodrumda dolanmak ve geri gelmekti. Şimdi evin içi bomboş geliyor. Çok özlüyoruz onu ve hep özleyeceğiz.

İşte böyle geçti bu Nisan ayı… Yoğun duygular içinde, yoğun zamanlar içinde…Bakalım bir dahaki Nisan ayı nasıl olacak?

Adım Elif Banu Conker. 1969 yılında İstanbul’da doğdum, Sarıyer’de büyüdüm. Sankt Georg Avusturya Lisesi’nden sonra İ.Ü. İletişim Fakültesi’nden mezun oldum. Üniversitedeyken Milliyet Sanat dergisinde staj yaptım, ama meslek olarak tekstili seçtim. 1993 yılından beri tekstil sektöründeyim. 2005 yılında boşandığımda yıllardır içimde olan astroloji öğrenme isteğini icraata döktüm. Astroloji eğitimim sırasında tanıştığım arkadaşlarım sayesinde kişisel gelişime hızlı bir giriş yaptım. Değişik eğitimler, seanslar, çalışmalar, atölyeler derken tarot ve masaj eğitimleri ağır bastı. Reiki, Ra Sheeba,Holly Greal, Fullspectrum Healing, Gümüş Mor Alev gibi birçok enerjiye uyumlandım ve birçoğunu masaj sırasında kullanıyorum. Kişisel gelişim çalışmalarımın en son eğitimi transformalnefes oldu ve Transformal Nefes Eğitmeni oldum, artık ağırlıklı olarak nefes çalışmaları ve workshopları yapıyorum. Bir kızım var ve onunla birlikte büyüyorum. Kitap okumayı çok seviyorum, sinema ve tiyatrodan en çok hangisini sevdiğime bir türlü karar veremedim. Yürüyüş ve tai chi ile rahatlıyorum. Yazı yazmak en büyük hobim. Nisan 2013′te Ben Onu Tuz Kadar Sevdim isimli kitabım yayınlandı.