İşe giderken…

Nefes seminerlerinde tanıştığım bir arkadaşım var, birlikte koç olduk, sonra o eğitmenliğe de gitti. Hani insanlar vardır, pek görüşemezsiniz, bazen aradan yıllar geçer, ama tekrar birbirinizi ilk gördüğünüz anda kaldığınız yerden devam edersiniz. İşte bu arkadaşımla da ilişkim öyle. Daha sonra bu arkadaşım Deneyimsel Tasarım Öğretisi Designer eğitimi sırasında  çok yoğun çalıştılar, küçük seminerler düzenlediler ve son olarak da bir kitap yazdılar grup olarak. Kitapları yayınlanınca ben de aldım.

Artık o kadar çok kişisel gelişim kitabı okudum ki, biraz kaçıyorum o tarz kitaplardan. İstediğiniz kadar okuyun, uygulamadığıınız zaman hiçbir işe yaramıyorlar bence. Bu kitap ise iş hayatında yapılan hataları, nasıl düzeltilebileceğini hikayeler içinde anlatıyor. Sadece iş hayatından örnekler verilmiş kitapta, ama hayatın içinden de küçük enstantaneler var. Sonra kitabı işyerinden bir arkadaşıma verdim. Bu arkadaşım da kitaba bayıldı, hatta başka bir arkadaşa da anlatmış, o da kitabı aldı.

Beni çok etkileyen iki öykü oldu kitapta. Biri tam da beni anlatıyor. Ben bir işe başladığım zaman daha kazanmadan başlarım yatırım yapmaya. Bir dur bakalım, getirisi var mı, ne kadar zamanda geri dönüşünü alacaksın? Yok, her şey tamam olacak, ben öyle başlayacağım. İşte bu taşı gediğine oturtmamak, gediği büyütmek, taşın gediğe göre küçük kalması, kaçağın çok olması. Bu öykü vurdu beni gerçekten.

Başka bir öyküde denge anlatılıyordu. Sadece iş hayatında değil, tüm hayatımızda dengeye ihtiyacımız var, onu kurduğumuzda zaten 100-0 öndeyiz demektir. Bakın, neler yazmışlar: ‘’ Hayatta 11’e 0 yoktur. İnsan bir miktar eetkiler ve bir miktar etkilenir. Ama ortada toplam bir miktar vardır. Ve asla bir taraf  11 olmaz. Dinamizmin olduğu her yerde bu giz-zıt ilkesi vardır. Bu dış dünya ile iç dünya arasındaki etkileşimin dengesidir.’’ Ne kadar çarpıcı, değil mi? Ve devam ediyor: ‘’ Burada bir taş atarsın, bunun etkisi İspanya’ya kadar gider. Yani bir kişinin yaptığıı her şey başkalarına, başkalarının yaptığı her eylem de o kişiye temaz eder. Bir işyerinde de, yalnızca sen orayı etkilemezsin, orası da seni etkiler. Bu, sen ve dış dünya arasındaki etkileşimdir.’’

Son öyküde ise yediğinden tat almayan bir adam anlatılıyor. İş hayatında nice başarılarla egosunu şişirmiş, ama dengeyi kuramadığı için iş başarısı dışında her şeyini kaybeden, ama bunu bir türlü farkedemeyen, köprüden önce son çıkışı da kaçıran bir adam.

Kitapta koyu harflerle yazılmış olan ‘Boş zaman yoktur, boşa geçen zaman vardır.’ Cümlesi de çok vurucuydu.

Ve şunu da unutmamak gerekli: Bilmeyiz ki, kişisel gelişim kişinin dününden iyi olmasıdır. Satın alınan veya varılan bir rütbe değildir. Gübresiz de olsa teneke kutuda coşan sardunya misali. (kitaptan alıntı)

Bu kitabı birkaç kişi yazmış, her öyküye ayrı bir kişi can vermiş, ama birlikte kotarılmış. Arkadaşımla bu kitap hakkında röportaj yapmak istedim, ama ortak karar olarak reklamlarını yapmadan, kitabın kendi kendine satışını istemişler. Ben reklamını yapmış oldum, ama okuyup da kendime kattıklarımı başkalarıyla paylaşmak benim hayat amaçlarımdan biridir, içimde tutamadım.

‘’Köprüden önce son çıkış’’ Grup Temiz, Elma Yayınları

 

Adım Elif Banu Conker. 1969 yılında İstanbul’da doğdum, Sarıyer’de büyüdüm. Sankt Georg Avusturya Lisesi’nden sonra İ.Ü. İletişim Fakültesi’nden mezun oldum. Üniversitedeyken Milliyet Sanat dergisinde staj yaptım, ama meslek olarak tekstili seçtim. 1993 yılından beri tekstil sektöründeyim. 2005 yılında boşandığımda yıllardır içimde olan astroloji öğrenme isteğini icraata döktüm. Astroloji eğitimim sırasında tanıştığım arkadaşlarım sayesinde kişisel gelişime hızlı bir giriş yaptım. Değişik eğitimler, seanslar, çalışmalar, atölyeler derken tarot ve masaj eğitimleri ağır bastı. Reiki, Ra Sheeba,Holly Greal, Fullspectrum Healing, Gümüş Mor Alev gibi birçok enerjiye uyumlandım ve birçoğunu masaj sırasında kullanıyorum. Kişisel gelişim çalışmalarımın en son eğitimi transformalnefes oldu ve Transformal Nefes Eğitmeni oldum, artık ağırlıklı olarak nefes çalışmaları ve workshopları yapıyorum. Bir kızım var ve onunla birlikte büyüyorum. Kitap okumayı çok seviyorum, sinema ve tiyatrodan en çok hangisini sevdiğime bir türlü karar veremedim. Yürüyüş ve tai chi ile rahatlıyorum. Yazı yazmak en büyük hobim. Nisan 2013′te Ben Onu Tuz Kadar Sevdim isimli kitabım yayınlandı.