2016’nın ilk günü

Yeni yılın ilk günü her zaman rehavet ve kafa karışıklığı ile geçer benim için. Tatildir ya, hangi günde olduğumuzu karıştırırım. Zaten günün yarısı miskinlikle geçer, ikinci yarı da uçar gider, aynı yılın kendisi gibi, Yarısına kadar alışırsın, sonrasında da koşar, ama zamanı yakalayamazsın. Böyle tuhaf hissettirir biraz kendini bana ilk gün. Herhalde bırakışlar ve vedalar benim için zor olduğundan, yeni yıla da çok anlam yüklendiğinden yeni bir boyut gibidir benim için yeni yıl.

Bu yılbaşında arkadaşlara bu yıl ne yılı olsun diye sordum. Biri sevgi dedi, biri iş ve aşk. Benim için de kendim yılı olsun. dunyaBedenime gerektiği kadar önem verdiğim, fiziksel, duygusal ve zihinsel, ruhsal adında üç bacağı olan sehpanın üzerine koyduğum dünyam dengede olsun diye bu yıl en çok bedenim üzerinde çalışmalıyım sanırım. Şimdiye kadar ruhum ve duygularım üzerinden gittim her konuda, ama bedene de gerektiği gibi ihtimam göstermezsem hep bir şeyler eksik kalıyor. Sonuçta beden ruhumuzun konağı ve duygularımızı tutan hücrelerimizin toplamı.

21mart1Ve dünya yeni yılda nasıl bir yer olacak? Türkiye nasıl olacak? Artık umudum kalmadı diyenlere diyeceğim sadece şu: Umut biterse hayat biter, ama ucunda beklenti olmamalı, aslında bizi yıpratan umut etmek değil, umudu bir beklentiye bağlamak ve o beklentiye ulaşamadığımızda hissettiğimiz üzüntü. Beklenti olmadan umut etmek insanı daha aktif ve verimli kılıyor. Bundan daha iyi nasıl olur?

Ve bu yıl okurlarım için dileğim bir Aborjin duası:

seni ayakta tutmaya yetecek kadar
güzelliklerle dolu bir yaşam sürmeni dilerim.

aydınlık bir bakış açısına sahip olmana
yetecek kadar güneş diliyorum.

güneşi daha çok sevmene
yetecek kadar yağmur diliyorum.

ruhunu canlı tutmaya yetecek kadar
mutluluk diliyorum.
yaşamdaki en küçük zevklerin daha büyükmüş,
gibi algılanmasına yetecek kadar acı diliyorum.

isteklerini tatmin etmeye yetecek kadar,
kazanç diliyorum.
sahip olduğun her şeyi taktir etmene,
yetecek kadar kayıp diliyorum.
son ‘elveda’yı atlatmana yetecek kadar ‘merhaba’ diliyorum..

Adım Elif Banu Conker. 1969 yılında İstanbul’da doğdum, Sarıyer’de büyüdüm. Sankt Georg Avusturya Lisesi’nden sonra İ.Ü. İletişim Fakültesi’nden mezun oldum. Üniversitedeyken Milliyet Sanat dergisinde staj yaptım, ama meslek olarak tekstili seçtim. 1993 yılından beri tekstil sektöründeyim. 2005 yılında boşandığımda yıllardır içimde olan astroloji öğrenme isteğini icraata döktüm. Astroloji eğitimim sırasında tanıştığım arkadaşlarım sayesinde kişisel gelişime hızlı bir giriş yaptım. Değişik eğitimler, seanslar, çalışmalar, atölyeler derken tarot ve masaj eğitimleri ağır bastı. Reiki, Ra Sheeba,Holly Greal, Fullspectrum Healing, Gümüş Mor Alev gibi birçok enerjiye uyumlandım ve birçoğunu masaj sırasında kullanıyorum. Kişisel gelişim çalışmalarımın en son eğitimi transformalnefes oldu ve Transformal Nefes Eğitmeni oldum, artık ağırlıklı olarak nefes çalışmaları ve workshopları yapıyorum. Bir kızım var ve onunla birlikte büyüyorum. Kitap okumayı çok seviyorum, sinema ve tiyatrodan en çok hangisini sevdiğime bir türlü karar veremedim. Yürüyüş ve tai chi ile rahatlıyorum. Yazı yazmak en büyük hobim. Nisan 2013′te Ben Onu Tuz Kadar Sevdim isimli kitabım yayınlandı.