114 güçlü kadın

Kendini deşifre etmek, duygularını ortaya koymak, söyleyemediğini yazabilmek, paylaşmak, okunmasına izin vermek… Tekrar tekrar düşündüğümde ne kadar zor olduğunu tekrar ve tekrar görüyorum. 114 kadın; tanınan, tanınmayan, birbirini tanımayan 114 kadın duygularını yazmayı kabul ederek bir çatı altında buluştu.

Adaşım olan  Banu Özkan Tozluyurt bana projeden söz ettiğinde üstüme düşen tek görev babama mektup yazmaktı, yazdım da. Babasıyla sohbet edemeyen, düzgün iletişimi olmayan kızlardanım ben. Çok sevdiği halde sevgisini göstermeyi bilmeyen bir babanın kızı, ona söylemediğim ne varsa hepsini yazdım. Yazmak kolay, ama ya kitabı vermesi. Onun için özel bir kitap aldım, ama hala evde kitabı dolandırıyorum.

Neyse, asıl anlatmak istediğim bu değil. Asıl ve herkesi ilgilendiren konu 3 Aralık’ta İmza Kızın yazarlarının, yazarlardan biri olan Banu Noyan sayesinde Portaxe’da bir araya gelmesiydi. Katılım yoğundu, İstanbul dışından gelenler vardı. Kitabın içindeki ünlüler, ünsüzler bir arada ortak bir duyguyu paylaştılar. Kitaplar imzalatıldı, sohbetler edildi.

Ve sonra herkes kitapla ilgili anılarını anlatmaya başladı. İşte o zaman anladım ne kadar büyük bir proje olduğunu ve aslında önceden de düşünsem yukarıya doğru genişleyen bir spiral gibi gittikçe büyüyeceğini, başta düşünülen amacından çok farklı yerlere gideceğini, tüm Türkiye’ye ışık tutacağını gördüm. Benim için o kadar duygu dolu anlardı ki, mikrofon bana geldiğinde tek söyleyebildiğim ‘adım Banu Conker, ben sayfa 55’im, hepinize teşekkür ederim’ oldu ve bu satırları yazarken hala gözlerim yaşarıyor.

STET Yönetim Kurulu üyesi Ayşe Tolga da kitabın yazarlarından. Bu kitabın bu ülke için çok önemli olduğunu, özellikle şiddetin bu kadar yoğun olduğu bir bölgede erkeklerin bu kitabı daha çok okuması gerektiğini söyledi, yanlış hatırlamıyorsam. Maalesef bu konuda yazı yazacağımı hiç düşünmediğim için not da tutmadım. Ayşe Erbulak ameliyat olmadığı için vefat eden babası Altan Erbulak’a hala kızgın, Yonca Evcimik babasının vefatıyla yüzleşmekten hala kaçınıyor, Seda Kaya Güler yıllardır babasının mezarına gitmemiş, bir arkadaşım babasıyla ilişkisinden dolayı gurur duymadığını söyledi. Herkes kendini ortaya koydu, yargılardan uzak, olduğu gibi, saf ve en temiz duygularıyla oradaydı.

Kitabın geliri YEKÜV’e çocuk okutulmak üzere bağışlanmış. 114 kadın bu sosyal sorumluluk projesine bi’ tutam tuz oldu, siz de kitabı satın alarak bi’ tutam tuz katabilirsiniz bu projeye. Yeni yıl yaklaşırken bundan daha güzel bir hediye düşünülemez herhalde.

Her kız babasının okuması gereken bu kitap, bana göre pedagog ve psikologlar tarafından da önerilecek yakında kız babalarına. Eğer babalar ilgileriyle veya ilgisizlikleriyle neler yapabileceklerini bilirlerse, tüm dünyanın gidişatını değiştirebilirler, çünkü kız çocukları ileride geleceği inşa edeceklerdir.

Bu güzel günü yaşamama vesile olan Banu Noyan’a, bu projenin mimarları Banu, Esra ve Selgin adlı üç silahşöre, hiç tanımadığımız ama bize ihtiyacı olanlara ulaşmamızı, bu ülkede güzel ve sürekli eğitime yardımcı olan, balık vermeyip balık tutmayı öğreten YEKÜV’e, güzel sesiyle aramızda olan baba Ersan Erdura’nın toplantının sonunda benimle ilgilenmesine, Yonca Evcimik’in muhteşem doğruluğuna, içtenliğine, Seda Kaya Güler’in soyadı gibi güleryüzüne, Parla Şenol’un kahkahalarına, Ayşe Erbulak’ın doğallığına, Ayşe Tolga’nın sosyal sorumluluk projelerine, Ferhan Şensoy (Ferhan Şensoy’un kızı) ve Lal Denizli’nin son dönem gençlerinden farklarına binlerce teşekkür…

Yalnız ben bir eşeklik ettim, bin pişmanım. YEKÜV üyelerinden imza almayı akıl edemedim. 🙁

Bu arada çıkarken isimliğimi çıkarttığımda farkettim, adımın kenarında üç tane tüy resmi vardı. Üç meleğin tüyü yanyana duruyordu. 

İmza Kızın

55. Sayfa

Tanıtım filmi: http://www.youtube.com/watch?v=rzBOmVjIHOk

Adım Elif Banu Conker. 1969 yılında İstanbul’da doğdum, Sarıyer’de büyüdüm. Sankt Georg Avusturya Lisesi’nden sonra İ.Ü. İletişim Fakültesi’nden mezun oldum. Üniversitedeyken Milliyet Sanat dergisinde staj yaptım, ama meslek olarak tekstili seçtim. 1993 yılından beri tekstil sektöründeyim. 2005 yılında boşandığımda yıllardır içimde olan astroloji öğrenme isteğini icraata döktüm. Astroloji eğitimim sırasında tanıştığım arkadaşlarım sayesinde kişisel gelişime hızlı bir giriş yaptım. Değişik eğitimler, seanslar, çalışmalar, atölyeler derken tarot ve masaj eğitimleri ağır bastı. Reiki, Ra Sheeba,Holly Greal, Fullspectrum Healing, Gümüş Mor Alev gibi birçok enerjiye uyumlandım ve birçoğunu masaj sırasında kullanıyorum. Kişisel gelişim çalışmalarımın en son eğitimi transformalnefes oldu ve Transformal Nefes Eğitmeni oldum, artık ağırlıklı olarak nefes çalışmaları ve workshopları yapıyorum. Bir kızım var ve onunla birlikte büyüyorum. Kitap okumayı çok seviyorum, sinema ve tiyatrodan en çok hangisini sevdiğime bir türlü karar veremedim. Yürüyüş ve tai chi ile rahatlıyorum. Yazı yazmak en büyük hobim. Nisan 2013′te Ben Onu Tuz Kadar Sevdim isimli kitabım yayınlandı.